23 Mart 2018 Cuma

500Kitap#1: Denizi Yitiren Denizci

 
Birkaç gün önce alışveriş için markete gittiğimde kendimi öyle bir yerde buldum ki bütün vücuduma direndim ve hatrımın tüm zerrelerini kullanarak ayaklarıma sözümü geçirdim: Kitap reyonundan uzaklaştım! Rafların önünde dikilmiştim; minimalizm ile alakalı bir kitaba göz gezdiriyordum. Merak ettiğim bir konu olunca dalıp gitmişim. Sonra aklıma geldi: 500 kitap okumadan yeni bir kitap satın almayacaktım. Kitabı içim biraz burkulsa da yerine bıraktım.

500Kitap# serisinde söz edeceğim ilk eserin adı "Denizi Yitiren Denizci".  

Mutlu Anlar Koleksiyoncusu'nun logosunda bir yelkenli soyutlaması görüyorsun, tabii ki bu kanatlı yüzücüye mavi bir sonsuzluk eşlik ediyor. Bunu salt deniz olarak değerlendirebiliriz, ama ufuk çizigisini yitirmiş bir deniz ile gökyüzü buluşması şeklinde de yorumlayabiliriz. Denizi ve gökyüzünü çok seviyorum; bu nedenle "Denizi Yitiren Denizci" ismi ilgimi çekti. Bir denizci denizini yitirse de gökyüzü hâlâ onun denizi olmaz mı? Bu arada ilk kez okuduğum yazarı da atlamayayım: Yukio Mişima.

Üç ana karakterimiz var. 13 yaşında, babasını yitirmiş bir çocuk; Noboru. Çocuğuyla yaşayan varlıklı bir kadın; Fusako. Ömrü denizlerde geçmiş bir denizci; Ryuji. Noboru denize ve denizciliğe meraklı bir genç. Bir gün rıhtıma yanaşan gemilerden birini annesiyle beraber ziyaret ediyor. Geminin ikinci kaptanı Ryuji bu ikiliye gemiyi gezdiriyor ve çocuğa denizcilikle ilgili ayrıntılardan bahsediyor. Derken Fusako ile Ryuji yakınlaşıyorlar. Hem dışarıda hem de evde bir araya gelen yeni ikili birbirlerine sevgi duyuyorlar. Kendi odasıyla annesinin odası arasında bir delik olan Noboru, bu delikten annesini gözetliyor. Ryuji'yi başta bir kahraman olarak algılasa da hem babasız bir çocuk olarak annesiyle kurduğu ilişkiden hem de günlük yaşamda girdiği diyalog ve yaptığı eylemlerden dolayı bu algısı kısa sürede kırılıyor. Unutmadan, Noboru'nun arkadaş grubundan da söz etmekte fayda var. Zira 13 yaşındaki bu çocuk ve arkadaşları olay örgüsünü bambaşka bir yere götürecek kadar güçlü bir paya sahipler. Duygudan yoksun, her şeyi akıl süzgecinde irdeleyen bu çocuklara göre dünyadaki en kötü şey baba olmak ve Noboru babasız kaldığı için aralarındaki en şanslı olanları. Bir hayvanı katledebilecek kadar yoldan çıkmış olan bu çocukların düşünce tarzı ve fiilleri kitabı okurken insanı sorgulamaya itiyor. "Çocuk" denilen insanlar böyle acımasız olmamalı! Bir kedi mi miyavladı? Yazarın şiirsel dili tasvir gücüyle bütünleştiğinde sinemanın gösterebildiğinden daha zengin bir dışavurum ortaya çıkıyor. Dili akıcı olduğu kadar lezzetli de. Elbette bunda çevirmene de hakkını teslim etmek gerekiyor: Seçkin Selvi.


un kurabiyeleri
"...toplum, kökende anlamsızdır; kadın erkek bir arada yıkanılan Roma hamamları gibidir. Okul da, toplumun minyatürüdür: Bu yüzden bize boyuna buyruk veriyorlar. Bir avuç kör adam, bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor, sınırsız yeteneklerimizi paramparça ediyor."

"Ryuji için bu öpüşme ölüm demekti; her zaman düşlediği aşktaki ölüm demekti. Kadının dudaklarının yumuşaklığı, gözleri kapalıyken bile görebileceği dudaklarının koyu kırmızısı, mercan denizi gibi hep nemli dudakları; deniz yosunları gibi ürperten kımıltılı dili... Bütün bunlarda doğrudan ölümle bağlantılı olan bir şey vardı."

"Buranın gerçekdışı görünümünden deniz sorumluydu. Çünkü bütün bu sokaklar, bütün bu yapılar, hatta duvardaki tuğlalar bile sadece denize hizmet etmek için yerlerine yerleştirilmişti. Deniz, rıhtımı öylesine basite indirgemiş ve soyutlamıştı ki, sonunda rıhtım gerçeklik duygusunu yitirmiş, hayale dönüşmüştü."

"Deniz, gemiler ve okyanus seferlerinin hayali ancak bu mavi damlalarda var oluyordu. Ne var ki her geçen gün, kıyı düzeninin yeni bir kokusu siniyordu denizcinin üzerine: Ev kokusu, komşuların kokusu, rahat ve huzur kokusu, tavada kızaran balık kokusu, yerlerinden hiç oynatılmayan eşya ve süslemelerin kokusu, ev bütçesi hesaplamalarının ve hafta sonu gezintilerinin kokusu... Kara adamlarının üstüne sinmiş olan bütün kokular, ölüm kokusu."

vedadan merhaba
"Marguerita Yourcenar'ın 'İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta.' diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci, dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren, benzersiz bir kitaptır.  (...) Mişima'nın en etkileyici eserlerinden biri olan kitap soğukkanlı şiddeti ustalıkla anlatırken, hiç kuşkusuz yazarın çocukluğunda bilinçaltını etkilemiş baskıları da yansıtır. (...)" (arka kapaktan)

 

Kitabın;
Adı: Denizi Yitiren Denizci (Gogo No Eiko)
Yazarı: Yukio Mişima
Yayınevi: Can Yayınları
Yayın Yılı: 1.Basım/2013-3.Basım/07.2015*
Kapak Tasarımı**: Act Creative 
Kapak Resmi: Katsuşika Hokusai
Kişisel Değerlendirme: 7/10

*: Daha önce başka yayınevlerince basılmıştır.
**: Eserin yeni baskısında kapak tasarımı değişmiştir.

Neşeli sevgilerle.
İçimdeki cümle gezgini aktardı!

14 yorum:

  1. Un kurabiyelerine bayıldım. Hem tanımlamana hem de alıntılarına...
    Yazar hiç tanımadığım bir yazar. Japon edebiyatına çok ısınamadım ben. Nedenini sorma, bilmiyorum :)

    Sevgilerle, çokça hemde :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah şimdi şuracıkta birkaç tane olacaktı ki... (Yaşasın yemek yemek, pardon un kurabiyesi!) Ben de tesadüfen tanıştım kendisiyle, ilk buluşmamız fena olmadı :) Çok neşeli sevgilerle o zaman :))

      Sil
  2. ara ara liste yapıp alıyorum, can yayımlarının kitapları ayrıca hoşuma gidiyor, not alacağım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Can Yayınları'nın kitaplarını ben de beğeniyorum; özellikle son yıllarda kapak tasarımı konusundaki anlayışlarını değiştirdiler ve poster niteliğinde güzel kapaklarla kitapları basıyorlar, böylece daha çok hoşuma gidiyor :)

      Sil
  3. Ne güzel anlatmışsın :)) Keyifle okudum. Bu kitabı biliyorum ama merak etmemiştim çok fazla :)) Okuduklarımdan sonra karşıma çıktığı anda alıp okuyacağım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu sık sık kitaplar hakkında yazan birinden duymak çok hoş! Teşekkürler Kitap Güneşim :))

      Sil
  4. İlk etapta ismi insanı kendine çekiyor. Aklımda bulunacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak uyandırıyor, biraz da hüzün... Deniz... Yitirmek... Denizini yitiren bir denizci... Bakalım, belki seversin :)

      Sil
  5. yourcenar da övmüş. mişima okudum ama bunu değil. mişima, işiguro, murakami, doğunun yıldızlarııı :) bu da okunur ivit :) 500 kitap hayırlısı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında önce 1000 diye düşündüm, ama sonra ayaklarım yere basmasa da biraz daha toprağa yaklaştım :) Birkaç senede bitiririm herhalde :)

      Sil
  6. Yazarın ismini çok kez duydum ama kendisini detaylı incelemem sayende oldu. Bunu da ileride alınacaklar listeme alsam iyi olacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hem ilk kez duydum/gördüm hem de ilk kez okudum ve zaman ayırdığıma değdiğini düşünüyorum :)

      Sil