14 Mart 2018 Çarşamba

Başkomser Nevzat'ın Peşinde


Epey zamandır böyle hevesle kitap okumuyordum! 

Ahmet Ümit'in genel olarak yazma üslubunu beğenirim. Onun kaleminden büyüyen Başkomser Nevzat, ilgi duyduğum ve yaşantısını merak ettiğim bir karakter. Cinayet masasının bu yetenekli polisi, yardımcısı Ali ile şu ana dek pek çok olayı çözdü. Okurla bu ay buluşan "Kırlangıç Çığlığı" da yine malum karakterin başrolde olduğu bir eser. Ama ondan bahsetmeyi şimdilik bırakıyorum, çünkü kitabı okumayı sürdürüyorum.

"Odaklanmak" durağan görünse de harekete geçiren, hatta bu hareket sonucunda ivme kazandıran ve konum değişikliğini belirgin şekilde hissettiren bir eylem. Eğer birine veya bir şeye odaklanırsan onunla ilgili bilgi, deneyim ve düşüncelerini etkili şekilde artırman mümkün. Örneğin, 2018'i Şener Şen ve Haluk Bilginer Senesi ilan edip bu iki büyük aktör hakkında incelemeler yapmak benim hem onları daha iyi tanımama yardımcı oluyor hem de bu bahaneyle ne zamandır uykuya bıraktığım film izleme hobimi yeniden uyandırıyor.

2018 Şener Şen ve Haluk Bilginer Senesi'nden ilham alarak bir odaklanmayı da edebiyat üzerine gerçekleştirmek istedim. Bu nedenle bu seneyi aynı zamanda "Başkomser Nevzat'ın Peşinde" başlığıyla Ahmet Ümit'e ayırdım. Bu demek değildir ki onun sadece Başkomser Nevzat karakteriyle kesişen yapıtlarını inceleyeceğim. Ahmet Ümit, bazı sosyal medya sitelerinde "baskomsernevzat" kullanıcı adıyla bulunuyor. Bu bağlamda ben de özellikle polisiye romanlarıyla bilinen Ahmet Ümit'i, "Başkomser Nevzat'ın Peşinde" yazılarıyla araştıracağım.

Süreç içinde okumalarım elbette Ahmet Ümit kitaplarıyla sınırlı kalmayacak. Onunla yapılan röportajlar, katıldığı televizyon programları, eserlerin dizi ve sinema uyarlamaları da mercek altında olacak. 

Ahmet Ümit'i okuma sürecinin genel olarak beni okumaya tekrar alıştıracağını umut ederek bir de kendime dair meydan okuyuşumdan söz etmek istiyorum. İyi bir kitap okuru olmasam da iflah olmaz bir kitap alıcısıyım. Okunmamış pek çok kitap beni sabırla rafta beklemeye devam ediyor. Açıkçası okumadığım kitaplar için biraz fazla para harcadım. Hem hesapları dengeleyebilmek adına hem kitaplığımda yer kalmadığı için hem de bu zamana dek "biriktirdiğim" kitaplara artık gereken değeri verebilmek arzusuyla 500 kitap okumadan bir daha kitap satın almamaya karar verdim. Tabii kütüphane, hediye, kampanya gibi imkânkarı bunun dışında tutuyorum. Niceliği artırmak adına düşük hacimli kitaplar okuyacağımı söyleyemem ama daha çok yazara ulaşmak adına kalın kitaplarda ısrarcı olmayacağım. Ayrıca Stefan Zweig gibi bir yazarın 100 sayfa bile olmayan "Satranç" adındaki uzun öyküsü ince olmasına rağmen nitelik bazında hayli iyi değil mi? Yani "İyi kitap kalındır." gibi bir düşüncem yok.

Sevgili neşeli okurcum,
Sen bu satırları okurken ben çoktan kitabımı elime alıp Başkomser Nevzat'ın izini sürmeye başlayacağım. Kendine iyi bak.

Neşeli sevgilerle.
İçimdeki odaklayıcı aktardı!

21 yorum:

  1. Ahhhhhh o kitap alma alışkanlığı ben ve goncam sarı oğlanda da mevcut gerçi o okumakta Ama ben ha okuyacağım ha okudum derken :)) Nöbetçi asker gibi Kütüphanede bekliyorlar. Almama konusunda maalesef sizin kadar olamam. Çünkü yine gidip yine almaktayım :))) Ahmet Ümitin tüm kitapları bende mevcut hepsi birbirinden iyidir :) İyi okumalar dilerim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimki de henüz niyet aşamasında. Eğer önümüzdeki iki ay kitap almadan durabilirsem işte o zaman 500 kitap hedefine inanabilirim :) Teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Elveda Güzel Vatanım'ı zor okuyarak hayal kırıklığına uğramıştım diğer kitaplarına nazaran. Son kitabını da temkinli bekletiyorum o sebeple...

    Almak eylemi bende de kitap okuma hızıma oranla daha yüksek. İnşallah kendimizi perçinleyebiliriz bu konuda.

    Mutlu sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Elveda Güzel Vatanım"a ben de başladım, ama bitiremedim. Tekrar deneyeceğim... Umuyorum ki perçinleyebiliriz :) Neşeli sevgiler :)

      Sil
  3. Güzel bir karar olmuş ve zaten böyle de bir hastalık varmış:/İnsan yeni kitap aldıkça eski kitaplarını okumasa da beyninde okumuş efekti oluşuyormuş.Ben ilk öğrendiğimde açıkçası korkmuştum ama okumayı sevince almaktan da keyif alıyor insan.Yine de nefis terbiyesi paha biçilemez:) Bende öılgın alış verişleri bıraktım bunu öğrenince indirimde listemde kitap olunca kaçırmıyorum ama bir de arada değişik kitap bulunca da kaçsın istemiyor insan yine de kendime hakim olma safhasındayım bende:)
    Ahmet Ümit'i çok seviyorum röportajlarında hayran kalmıştım ilk ona.Aşk köpeklitiri okudum bir tek inş tiz elimdeki diğerlerine vakit gelir:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende okumuş etkisi olmuyor, ama her kitap aldığımda gerçekten mutlu oluyorum :)Umuyorum bir süre elimdekilerden ve kütüphanedekilerden devam edeceğim :)Başkomser Nevzat'la da tanışmanı öneririm :)

      Sil
  4. Sayfa sayısının fazlalığı bir kitabı iyi olarak nitelendirmeye yetmiyor. Çok haklısınız. Bu arada daha önce hiç Ahmet Ümit okumadım. Belki ilerleyen günlerde bir kitabını okuma listeme atabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Ümit'in kitapları kendi içinde gruplanabilir. Bir gruptakiler roman olmaktan öte tarih kitabını andırıyor, mesela onlar bana çok hitap etmiyor. Dilerim tanıştığınız kitap sevebileceğiniz türden olur. Gerçi Ahmet Ümit'i hiç sevmeyebilirsiniz, ama belki sevebilirsiniz de :)

      Sil
  5. Şu an ben de polisiye okuyorum, ama İsveç'ten. :) Blogda da yazacağım... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdın mı? Hangi kitap olduğunu öğrenmeye geleyim mi? :)

      Sil
    2. milenium 5'i okuyor :) lisbeth salander serisi. son yılların en iyi polisiye kahramanııı :) kuzey polisiyesi öğütlerim çok çok iyiler, arnaldur indridason, camilla lackberg, per wahlöö, arne dahl. kuzey polisiyesi de süperdir. iki tanesi klasik oldu bile yeni olmasına rağmen :) bron/broen ve forbrydelsen dizilerin isimleri. şu anda dünyada en iyi polisiye kuzeyde. isveç izlanda norveç danimarkada işte :)

      Sil
    3. Otomatik mesaj gibisin; ne ara gördün de cevap verdin yahu :) Teşekkürlerimi paylaşırım :)

      Sil
  6. Bende bu gün başlıyorum. Ahmet Ümit ve Başkomser Nevzat hayranlığı :) başka bir şey :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırlangıç Çığlığı'na mı başladın? Başkomser Nevzat'ı seviyorum; belki onun olduğu roman ve öykülerde bu karakter artık içeriğin önüne geçmiş bile olabilir :)

      Sil
  7. :) oh iyi karar okumak :) ahmet ümit ve zweig hadi bakalıım :) bir iki zweig okudum bir iki de ümit. nevzatlı bi tane okumuştum. polisiye olarak idare eder tabii ümit. polisiye kurgusu zayıf olsa da edebiyatçılığı iyi olduğu için iyi gidiyor. bizim polisiyeler çok zeki olmuyor çünkü polisiye tarzı bizim kültürümüzde yok. polisiye gelişmiş kapitalist toplumların ürünü. yine de bir dolu yerli polisiye okuyorum. remzi ünal polisiyeleri iyi mesela. eskilerden de amanvermez avni var yerli şerlok o da iyice. abdülhamit işte bizde en büyük polisiye okuru imiş zamanında. onun döneminde birçok yerli yazar yazmış. en ilginci de kemal tahir'in önüne bir new york haritası koyup niyorku hiç görmeden mayk hammer yazması :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de iyi karar :) Okumak çok güzel :) Hmmm... Şununla ilgili düşüncelerini biraz daha ayrıntılandırabilir misin? "Polisiye gelişmiş kapitalist toplumların ürünü." Celil Oker'i hiç okumadım. Ama önce Hasan Ali Toptaş var sırada bekleyen, ardına da onu koyuyorum. Yakında, çok yakında :)

      Sil
    2. polisiye edebiyat özel ilgi alanım. nerdeyse bütün polisiyeleri okuyorum. yüzlerce okudum yani. sadık yemni, nihan taştekin, cenk eren ve bir dolu var bizde, osman aysu da iyi ama o popüler tarzda yılda iki tane polisiye yazıyor. ama yaşayan en iyi polisiyeci amerikalı lawrence block. onun kitaplarını oğlak yayınları basıyor. çevirisi de mükemmel. mehmet harmancı çeviriyor. en iyilerimizden o çeviride. block'un iki kahramanı var çok önemli. biri, matthew scudder, eski polis, diğeri de bernie rhodenbarr, gündüz sahaf gece hırsız. ikisinden de onbeş kitap filan oldu. onları kaçırmayın derim :)

      Sil
    3. polisiye, sanayi devriminden sonra ortaya çıktı, trenden sonra :) ilk ürünler hep avrupada. zaten en ünlüler de yine avrupada, amerikada daha sonra. ucuz romanlar filan işte. sonra arsen lüpen, fantoma filan yani. edgar allan poe ve lovecraft etkisi de var. polisiye ve suç genelde bireyselliği yüksek toplumlarda oluyor. yalnızlaşan toplumlarda. ve daha çok da aile düzeni bozuk olan. özellikle annesi ile yalnız yaşayan erkekler suça yatkın. gündelik yaşamda da böyle zaten. true crime stories lerde katiller böyle genelde. bizim toplum bu tarz suçlara uygun değil. bizimki çarpık kapitalizm. suçlar da çabuk işleniyor, çok plan yok. vur öldür. derin suçlar, yalnız insanların işi. planlı cinayetler ve seri katiller de böyle. bizden seri katil çıkmaz. çünkü, duygusal toplumuz, o kadar uzun plan yapamayız. suç, cinayet, plan ister. avrupada duygu değil düşünce önde. amerikada da. buna benzer şeyler işte. ama sanat kültür tarihi incelemeleri var, eleştiri kitapları, sinema üzerine de. bunlardan da okuyabilirsin tabikide :)

      Sil
  8. bizdeki polisiyenin gelişimini ise en iyi erol üyepazarcı adlı bir yazar var o anlatıyor, kitabı da var, nette yazıları da. osmanlı zamanı, abdülhamit filan. o meraklı, getirtip çevirtiyor, kitaplığı çok geniş. sonra da işte şerlok, hammer benzerleri çıkıyor bir dolu. taklit tabii ki, bizdeki her şey gibi, bilim gibi yanii, kopya :) polisiye bizde daha yerel kimlik kazanmadı ama işte ikibinlerden sonra gelişmeye başlamış :) bilimkurgu ve korku ve fantezi de öyle. bunların hepsi zaten popüler edebiyat. edebiyat değiiler tabikide. genelde edebiyatseverlerin böyle düşkün yanları da oluyor yanii :) polisiye, bilimkurgu, korku, gerilim, fantezi, hepsi boş aslında ama okuması zevkli. ama saygın değiller elbette :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Şunu biliyordum, şunu bilmiyordum, bunu not alıyorum..." gibi şeylerle dolduracağım bir cevap yazmak istemiyorum. Blog dünyası için uzun sayılabilecek şu yorumları yapman nedeniyle -ki kitabın sayfasıyla niteliğinin hesaplanamayacağı gibi yorumun da boyutuyla niteliği hesaplanamaz, burada mesele zaman ayırmış olman- çok teşekkürler. Öğrenmeyi seviyorum ve özellikle ilgimi çeken öğrenme süreçlerinde özneleri unutmuyorum. Burada da nitelik için çok teşekkürler. Gülücüklü neşeli sevgiler bu kez :)

      Sil
    2. tımım anladım sana deee :)

      Sil