25 Mart 2018 Pazar

Durak Hikâyeleri +7


Bu sabah kendiliğimden uyanmadım. Hayır, saati ayarlamamıştım. Kapı da çalmadı, komşular da gürültü yapmadı. Horoz öttü! Açıkçası buna çok şaşırdım, çünkü şehrin orta yerinde, bunca beton bloğun arasında bir horozun sesini duymayı hiç beklemiyordum. Kalktım, pencereye gittim ve uyku sersemi öylece bakındım. Genç bir kadın kucağındaki horozla sanki bir köpek gezdirir gibi akıp gidiyordu. Ne olduğunu anlayamadım, ama sayesinde evime dolan temiz hava ve büyüleyici mor salkımın kokusu için arkasından teşekkür ettim.

Önce yüzümü serin suyla buluşturdum. Sonra mutfağa geçtim ve çaydanlığı ocağa koydum. Çay ağırdan pişerken bir yandan sabah okumamı gerçekleştiriyordum. Her gün, özellikle yatmadan evvel muhakkak okurum, ama artık yeni günün başında da okumaya zaman ayırıyorum. Böylece ilk çay ilk cümlelere evriliyor ve doğanın önemli kanunlarından birini yaşıyorum: "Hiçbir şey, vardan yok olmaz; ancak dönüşür." Ben de sabah keyfimi dönüştürüyorum.

Otobüs durağına giderken pek çok kez olduğu gibi yolumun üzerindeki büfeye uğradım ve bir gevrek aldım. Gevrek, eğer biraz kıtır olursa ve susamları da çok kavrulmamışsa şahane bir kahvaltı benim için. Tabii yanında üçgen peynir varsa işte o zaman tadına doyum olmaz. Elbette sıcak çay eşliğinde. 

Durağa varmak üzereydim ki otobüs geldi, elektrikli süpürgenin toz zerreciklerini çekip alması gibi yolcuları süpürdü ve güzergâhına devam etti. Elimi kaldırıp seslensem de işe yaramadı. Çaresiz, diğer otobüsü bekleyecektim. Oturağa kuruldum; gevreği sarılı olduğu kâğıttan çıkardım ve dişlemeye başladım. Düşlediğim damak banyosu da birkaç dakika içinde gelince iyice neşelendim. Seyyar çaycımız -caddenin bu tarafındaki duraklardan o sorumluydu- bardağa çayı doldururken "Aç mısın?" diye sordum. "Değilim." dese de aç olduğu belliydi. Simidin yarısını koparıp ona verdim.

"Ama çok verdin, sana kalmadı."
"Yarısı sana, yarısı bana... Senin kardeşin yok mu?"
"Vardır."
"İşte buna 'kardeş payı' derler... Şöyle de düşünebilirsin, sen gelmeseydin ben bu simidi kuru kuruya yemek zorunda kalacaktım."
"Ama ben çayı sana babamın hayrına vermiyorum ki. Parasını alacağım."
"Bu seferlik para alma sen de, olmaz mı?"
"Olmaz, bardaklar sayılı."
"Bunu öylesine söyledim, paranı tabii ki vereceğim."
"O zaman al simidini, bu çok."

Çocuğu tepeden tırnağa süzdüm. Üstündeki pasaklı kıyafetlerin içinde daha bir gariban duruyordu. Saç telleri de öylesine yağlanmıştı ki muhtemelen uzun süredir yıkanmamıştı.

"Simidimi seninle bölüşmek istedim. Çünkü paylaşmak çok güzel bir duygu. Sen paylaşmayı bilmez misin?"
"Bilirim... Benim bir oyuncak kamyonum var, onu kardeşimle beraber oynarız."
"Peki, kardeşin mutlu olur mu o kamyonla oynarken?"

Karlar eriyince nehirler nasıl çağlarsa öyle ışıldadı çocuğun gözleri. Duru, huzurlu ve umut dolu.

"Çok."

Beni de süpürecek olan otobüs, durağa yanaşırken son lokmaları hızlıca ağzımıza attık. Bu sırada cebimde bozuk para arandım. Çayın parasını vereceğimi anlayan çocuk koluma saldırdı ve parayı çıkarmama engel oldu.

"Bu seferlik çay benden. Sen simidini paylaştın, ben çayımı."
"Ama bardakların sayılı olduğunu söylemiştin."
"'Biri patlakmış.' derim."
"Olmaz, yalan kötü bir şey."
"Paylaşmak, yalanın kötü olduğundan çok daha iyi bir şey."

Çocuğun yüzüne içten bir gülümseme savurdum. Omzuna dokunup teşekkür ettim. Otobüse bindiğimde o çoktan başka durakların yolunu tuttmuştu. Aklımda horozun şehirde ne yaptığına dair cevapsız sorular, ruhumda paylaşmanın mutluluğu; işte bir kere daha işe gidiyordum. 

***Durak Hikâyeleri'nin önceki bölümlerini okumak istersen TIKlayabilirsin.***

Neşeli sevgilerle.
İçimdeki hikâye anlatıcısı aktardı!

4 yorum:

  1. Kahvemi içerken sizi okumak bana iyi geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ne kadar güzel bir yorum! Çok teşekkürler :)

      Sil
  2. ay sabah çok erken kalkıp da kahvaltıdan önce kitap okumak ne büyük mutluluk yaaa :) sonraa, öğle molasında okumak, sonra akşam metroda okumak. her zaman okumak tabiiii. ay sen bu çaycıya her içişinde iki çay parası ver yaaa yazık onaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumak güzel, ben de yavaştan yeniden alışıyorum :) Bilmem ki çaycıyla bir daha karşılaşır mıyım, eğer karşılaşırsam iki çay parası vereceğim :)

      Sil