18 Temmuz 2018 Çarşamba

Kamyon (Sabahattin Ali)


Masamın üzerindeki ıvır zıvırları toplayan örtü, sarıya çalan bir turuncu gibi duruyor. Geçiş renklerini tarif etmek zor; çünkü herkes kendi kafasına göre bir tanımlamaya gidebiliyor. "Geri Dönüşüm Kutusu" adında bir nesne, Dünya Çevre Günü'nde eylem yapan bir aktivist gibi masaüstümde boy gösteriyor. Ne yazık ki çoğu belge için yanlış bir adlandırma. Mesela bir şiir eski sevgili için yazıldıktan sonra oraya gönderilse de artık onun bir dönüşü olmuyor. Bu gediklik -ki üç sözcüklük bu öbeğin ilk harflerinden pekâlâ "güdük" lafı da türetilebilir- insan ömrüyle doğru orantılı olarak büyüyor. Mesela gerçek bir edebiyatçının salt aşk şiirleriyle değil, toplumu yansıtan öyküleriyle de eksikliğini fark etmek buz gibi bir gerçek olarak acı bir şekilde bağırıyor.
****
Sabahattin Ali yaşasaydı  111 yaşında olacaktı. Ne yazık ki 1948'den beri üretemiyor. Bugün Türk Edebiyatı'nın en önemli yazarları arasında sayılan Sabahattin Ali'nin erken gidişi hiç kuşkusuz "Kürk Mantolu Madonna", "İçimizdeki Şeytan" ve "Kuyucaklı Yusuf" gibi kaç kalıcı eser daha verebileceği sorusunu zihnimizde açığa çıkarsa da elbette bunu bilebilme olanağımız yok.
***
Yapı Kredi Yayınları'nın Doğan Kardeş | Seçmeler üst başlığıyla yayımladığı bir serisi var. Türk Edebiyatı ile tanışmak için harikulade kitaplardan oluşan bu dizide Sabahattin Ali de öyküleriyle yer alıyor. "Kamyon" adıyla basılan kitap, onun "Değirmen", "Kağnı", "Ses" ve "Yeni Dünya" adlı eserlerinden seçilen 16 öyküsünü okurla buluşturuyor. 129 sayfalık kitabın başında Sevengül Sönmez'in kaleme aldığı "Sabahattin Ali'nin Öyküleri" başlıklı yazı ile son bölüme yerleşen Sabahattin Ali biyografisi de kapsamları ve nitelikleri dolayısıyla öyküler kadar okunmayı hak ediyor. 
**
Sevengül Sönmez'in ön yazısından alıntılacağım şu paragrafta, Sabahattin Ali öykülerinin konularına ve bu konulara dokunan öznelere dair bir tespitte bulunuluyor:
"Sabahattin Ali, öykülerinde, zorluklarla mücadele eden küçük insanın günlük dertlerini anlatır. Öykülerinin konularını da yaşamdan seçer: aşk, düşkün kadınlar, hapishane ve mahkûmlar, hastane ve doktorlar, işçiler, memurlar, aydınlar. İlk öykülerinde küçük insanın başından geçenleri anlatırken, zamanla bozuk düzenin eleştirisi ve bu düzenin değiştirilmesi gerekliliği de öykülerin bir parçası haline gelir." 
*
Birçoğumuzun, Zülfü Livaneli'nin yorumuyla bildiği "Leylim Ley" türküsünün de içinde geçtiği "Ses", kitabın çok sevdiğim iki öyküsünden biri oldu; diğeriyse "Kırlangıçlar".

Kamyon, Sabahattin Ali
Yapı Kredi Yayınları, Nisan 2018 (1. Baskı: Ekim 2008)



Kendime Not: 2018 sonuna kadar 65 yazardan 65 kitap okuma hedefimde 62 kitap kaldı.


sana1soru: Gerçek edebiyatçı kimdir?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

6 yorum:

  1. oooooo çok hızlı okuyon seeeeeen :) hedefe kilitlendin :) gerçek edebiyatçı, edebiyat düşünür sadece, başka şeyle ilgilenmez, sadece yazar, parayla ilgisi yoktur, hatta yoksul olmalıdır. edebiyat ile para birbirine ters :) paralı edebiyatçıya inanmam güvenmem hiç :) edebiyat demek daima muhalif olmak demek çünkü :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke yorumun baş kısmının gerçeklik payı olabilseydi :) Para birçok şeyi bozuyor maalesef... Aslında bu söylediklerin salt edebiyat için değil de genel olarak sanat için sanki :)

      Sil
  2. Sabahattin Ali nin Kürk Mantolu Madonna kitabını Kuyucaklı Yusuf tan daha cok beğenerek okumustum. Kamyon u da sıraya koydum. Çok teşekkürler bu güzel hatırlatma için. Sevgiler😉✋

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Kuyucaklı Yusuf"u henüz okumadım; şimdi Sabahattin Ali'nin üç romanı tek kitapta toplandı. Almayı planlıyorum; alırsam "Kuyucaklı Yusuf" da listeye girmiş olacak :) Neşeli sevgilerle :)

      Sil
  3. Kürk Mantolu Madonna kitabını bitirdikten sonra şunu düşünmüştüm... Bu kitap keşke bir tane olsa ve o da benim elimdeki kitap olsa demiştim... O kadar içselleştirilen ve benimsenen başka bir roman var mıdır bilmiyorum... okuduğum dönem ya da o andaki duygulardan mıdır bilinmez hayatta başkalarıyla paylaşmayacağımı sandığım tek romandı o kitap... Buna karşın üstte yaşadığım bencilliğin aksine başkalarına en çok hediye ettiğim kitap da kürk mantolu madonna romanı oldu...

    Galatasaraylılar hagi gittikten sonra hep onun gibi bir futbolcu tranfer etmek istemişlerdi de bir türlü o keyfi yaşatan kaliteyi bulamamışlardı... Kürk Mantolu Madonna'dan sonra yaşadığım boşluk tıpkı galatasaray taraftarının hagi'den sonra yaşadığı boşluk gibiydi... ve hala öyle... :)

    Sorunuzun cevabına gelince; En beğendiğim edebiyatçı, üstteki yazıma konu olan ve edebiyatçıdır...

    Konu bütünlüğü bakımından yine çok güzel bir içerikle müşerrefe olduk... Teşekkürlerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Kürk Mantolu Madonna", okumaktan keyif aldığım bir kitaptı. Tekrar tekrar okunacak nitelikte.

      Bir kitap hakkında birkaç yönden değerlendirmede bulunan alışılmadık sözler yaratmışsınız. Kitap, kendini şanslı hissetmeli :)

      Çok teşekkür ederim. Neşeli sevgilerle :)

      Sil