4 Ağustos 2018 Cumartesi

Patlamış Mısır


Sarı mısır taneleri, nasıl oluyor da kızgın tencerenin içinde başkalaşım geçirerek formunu ve rengini değiştiriyor? Az önce yamru yumru bir dünyaya benzeyen mısır tanesi, şimdi içindeki beyazını dışına kusmuş; şekli fırtınaya yakalanmış bir uçurtma gibi. Az daha yok olacakmış, ama uçurtmanın dostu -biraz hırpalasa da- rüzgârdır.
****
Yazarlar veya benim gibi yazmaya çalışanlar, mısır denilen fikri, yenilebilir ya da -biraz daha genel bir deyimle- zevk alınabilir hale getirmek için patlatarak, yazının büyülü lezzetini keşfetmiş oluyorlar. Yazmak, çatı arası karanlığından dünyanın aydınlığına şeyleri ulaştırma süreci. Bir bakıma, zamanda ve mekânda düşüncenin akışı. Ne zaman ki burnumuz çürümüş ahşabı ve tozu değil de patlamış mısırın nefis kokusunu içine çekebilirse, işte o zaman süreç de akış da tamamlanmış oluyor. Günümüzde dijital dünyanın olanakları sayesinde patlamış mısırlarımızı kendi aydınlığımıza taşımanın yanı sıra paylaşılabilir hale de getiriyoruz. Kitap bastırmanın bile basitleştiği bu çağda "blog" denilen ağ günlükleri sayesinde yazılarımızı kendimizden uzağa, bilinmeyen öznelerin arasına, aydınlığın bambaşka tezahürlerine iletebiliyoruz.
***
Yazdıklarımı blogda yayımlamayı -aslında blog yazmayı- çok seviyorum. İlk kayıttan itibaren Sade ve Derin blogunun yazarı Deeptone ile etkileşim kurduk. Galiba güncel blog yazarlarının yüzde sekseninde olduğu gibi. Ben bile kendimin blog yazdığını henüz idrak ederken "Mutlu Anlar Koleksiyoncu"suna ilk yorumunu bırakmıştı çoktan. Nevi şahsına münhasır haliyle, kendine özgü yorumlama diliyle, samimiyetiyle, apartmana yeni taşınan komşusuna, ilk gün bir şey yapamamıştır diye tencere dolusu yemeklerle geldi. Yetmezmiş gibi nice mısırın patlamasına da vesile oldu; oturduk film izledik.
**
Kalabalığım. Eşyalar ve yapılacaklar arasında kayboluyorum. Ama yine de ruhumun bir köşesinde, kabuğunu kırmaya çalışan bir civciv gibi hayata ulaşmaya niyetlenen minimal bir tavır var. Ne parayı, ne makamı, ne gösterişli kıyafetleri, ne süslü yemekleri, ne marka teknoloji bağımlılığını ne de "Büyüyünce büyük insan olucam!" dar görüşlülüğünü umursuyorum. Sağlıkla yaşayalım, samimi olalım, mutluluğa sarınalım; bu yeter. Geri kalan çoğu şey benim için bahsedilmeye değmez; lafügüzaf.
*
İnsan insana dokunur; ilkbahar çiçekleri açar.


sana1soru: Diyelim ki çatı arasında dolaşıyorsun; orada ne bulsan şaşırırdın?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

30 yorum:

  1. Bir günlük bulsam mesela sahibinin yazıp oraya sakladığı gizlice okusam ayıp biliyorum ama yine de okusam birinin iç dünyasında kaybolsam..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu okumayı açıkçası ben de isterdim. Aslında blogları da aşağı yukarı aynı dürtüyle takip ediyorum. Merak ediyorum insanları. Her biri yeni bir öykü gibi benim için.

      Sil
  2. en iyi sanatçılar amatörler arasından en iyi insanlar da yine amatörler arasından çıkar işteeğğğğğğ :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanın amatörü ve profesyoneli nasıl oluyor ki? :)

      Sil
    2. amatör bakmak işte dünyaya. hayatı çözdüğünü filan düşünmemek. her duruma uygun bir davranış modelinin olmaması. hep şaşırmak. net olarak çocuksu bakış olması. büyükler kadar kötü model olamaz :)

      Sil
    3. Öyle güzel ki şu söylediklerin. Ve öyle anlaşılmıyor ki böyle yaşamak. Ama değeri o kadar çok ki toplumun tu kakası olmayı göze alabiliyor insan.

      Sil
  3. çatı arasında yepyeni bir şey görsem, şaşırırım herhalde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginç bir durum. Demek ki biri onu oraya getirip bıraktı ya da kahramanın bazı problemleri var. Bunun üzerine bir öykü yazmak istedim şu an :) İlhamım oldun :)

      Sil
  4. Hala çalışan eski bir radyo bulsam şaşırırdım; alır evin baş köşesine koyar ve sürekli uzun dalgadan yayınlar yakalamaya çalışırdım :) // Bu arada yazın çok güzel olmuş; evet, iyi ki bloglar var, dedim kendi kendime ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Radyo dinlemek çok keyifli; ancak şimdi içerik olarak galiba eskisi kadar nitelikli değil. Ben de nostaljik bir radyom olsun isterdim :) Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Çok çok yakın bir akrabamın, hiç bilmediğim hayatını anlatan gizemli fotoğraflarını bulmak isterdim. Şoka girip saatlerimi bunlara ayırmayı, hikayeyi çözmeye çalışmayı isterdim ve sonra cevapsız sorularıma yanıtlar aramak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saklı tarih su yüzüne çıkıyor demek ki. Gizemli bir öykü :)

      Sil
  6. anne babamın yazdığı yazılar hiç görmediğim fotoğraflar bir de bil milyon dolar :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok romantik başlayıp neden bu kadar materyalist bitirdin Meltem :))

      Sil
  7. Müzik güzelmiş, değişimler onaylanabilir şeyler hele bu dönemde.

    Tavan arasında altın dolu sandık bulursam şaşardım sanırım :-) Güzel olurdu

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seviyorum bu şarkıyı, enerji veriyor, sözleri de yazdıklarımla benzerlik gösteriyor :) Gram altının bile 200 Türk Lirası'na dayandığı şu günlerde bir sandık dolusu fena olmazdı tabii :) Neşeli sevgilerle :)

      Sil
  8. Sinema salonlarındaki patlamış mısırlar kadar önemli sizin blog aleminde yazılarınızla var olmanız... (şimdilik) :) Sizin de yazınızda işaret ettiğiniz gibi değişime mukavemet göstermeden, iç dünyamıza doğru yapacağımız seyahatlerimiz hiç bitmemeli...

    Şaşırma konusunda da, hala şaşırabildiğime şaşırırdım herhalde...

    yorumlarımıza ilham veren yazılarınız için kaleminize ve gönlünüze sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Şimdiki zaman"ı yaşamak güzel tabii :) İnşallah ilerleyen süreçte de düşünceleriniz böyle olur.

      Asıl ben teşekkür ederim, zamanınızı ayırıp yorum yazdığınız için.

      Sil
  9. Deep yeni blogları keşfetmek konusunda çok başarılı. İyi ki o bulup tanıtıyor da biz de senin gibi güzel blog dostları ekliyoruz hanemize ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni eve taşınınca birtakım resmi işlemlerle uğraşırsın ya hani, abonelikler falan, sanki o işleri yaptığımız kişi o; yoksa nasıl her bloga yetişebilir bir insan, şaşırtıyor beni :)

      Güzel duygular karşlıklı elbette :)

      Sil
    2. hızlı ve dikkatli olmak, yoğun konsantrasyon ve her akşam bir saat blog okumak. her akşam en azından yirmi otuz blog okurum. her yazısını tabiside. her akşam farklı blogları okuyunca yüzlerce oluyor. bir de not defterim var, yazıyorum arkadaşlarımızla ilgili konuları, hafızam çok iyi olsa da bazı kısa notlar alıyorum, sodanın tercihleri, mermaidin mimi, dodinin evliliği, hopelovefun ın kızı gibi. bir de içtenlikle çok sevdiğim için arkadaşlarımııııı :)

      Sil
    3. İlgiyle şaşırıyorum bu haline :) Bloglar olmadan önce hayatın nasıl geçiyordu? O bir saatte ne yapıyordun mesela? Bir de bloglar bugün birden kesilse kendini boşlukta hisseder misin?

      Sil
    4. akşamları bir iki saat blogda oluyorum işte. önce yazmak sonra blog okumak. blog olmasa, akşam, yine kitap, film, müzik, dizi işte. haftasonu da büyükada en çok. blog yokken de aynı yaşam işte. boşlukta hissetmem. yine yazarım, kitap yayınlarım. blog olmaz başka yer olur. instagramda öykü şiir yazarım. yazıyorum da zaten. blog olmasa orda yazarım. zaten evde her gece günlük ve anı da yazıyorum. bir dolu defterim var. word dosyasına da yazarım. sadece arkadaşlarım açısından olur duygusal bir boşluk. blogda hayatta hiç bir zaman vazgeçemeyeceğim arkadaşlarım var. ama arkadaşlarım bana, twit, insta, face, mail, web sitemden yazıyor hep zaten. sürekli mesaj gelir. yani blog olmasa da hepsiyle haberleşirim zaten. bunlar toptan olmasa diye bişi olamaz zaten. net ortadan kalkamaz kii :) yazmak ve okumak dışında bir iletişim de var ayrıca. yani bana arkadaşlarımız hep yazıyor. özel yaşamları veya iş okul hakkında, aile, evlilik. çevresine anlatamadıklarını anlatıyorlar bana. güveniyorlar yani. ayrıca yazmak ve kitap konularında filan da bir çeşit varmış ya eskiden güzin abla mı ne onun gibi. mesela, adanada bir öğrenci arkadaşımızın ekonomik sıkıntısı vardı, ona eskişehir osmangazi üniversitesinden eğitim bursu ayarladım. bir başka sıkıntılı arkadaşımıza akbanktan yine eğitim yardımı adı altında laptop, bir arkadaşımın ailesi üniversiteye gitmesine izin vermedi, araya girdim bir şekilde başladı kızcağız, sudan korkan bir arkadaşımızı alternatif tıpçıya gönderdim, saçını yolan bir arkadaşımızı psikologa. genelde, istanbul ankara izmir dışındaki arkadaşlarım için bir şeyler yapıyorum işteeeğğğ :)

      Sil
    5. Uzun yorumlar, onay aşamasında tamamen görünmüyor, okuduğum kadarıyla söylemek istediğim şey "Güzin Abla" ile ilgiliydi, ama bir baktım ki sen zaten sözü ona getirmişsin :)

      İlginç bir karaktersin. Bir gün ya kendi kendini yazmalısın ya da kendini birine yazdırmalısın. Kaybolup gitmemelisin bence; burada gördüğüm bloglar arasında -seninkilerin ancak %5'idir- etkileşim ve yorum dili özgünlüğü açısından başı çekiyorsun :) Blog tarihi için değerli bir figürsün :)

      Sil
    6. yorumları gmailden izleeeee daha kolay kiiii :) blogda öyküler dışındaki yazılarda yazıyom kendimi zaten kii. sürekli izleyenler biliyo yaneee :) eh blog fenomeni seçildim bikaç defa :) phenomenon yanii ama orjinal anlamında kullanmıyoz biz. ingilizce fenemena okunuyooo. iyi bişi olduğundan şüpheliyims :) blog seçmeleri var. orda en sevilen ve en yeni blog seçiliyom. en yeni olması sürekli yenilik nedeniyle felan yanii :) mimlerde de yazıyom kendisimi :) bence yazarken ilgincim işteğ :) yazmazken bir hiç. :) kikiki :)

      Sil
    7. Seni ilginç yapan yazıların değil bence; blogunun da bu bağlamda diğerlerinden pek farkı olduğunu düşünmüyorum. Seni özel kılan kurduğun etkileşimler ve yorumlarındaki özgün dilin. İşte ben de tam buradaki "karakter"i seviyorum :) Yoksa blog seçmelerinde vb. yerlerde öne çıkman bana göre o kadar önemli değil; onlar "Deeptone" ismine ödülü veriyorlar. Veya sen bunu duyurduğunda, ancak bir arkadaşımızın başarısından dolayı mutlu oluyoruz. Ama bu sadece bir isim ya da bir haber; biçimsel ve yüzeysel. İsmin arkasındaki karakteri, kurduğun etkileşimlerle beraber yazsan bunu okumayı çok isterim ve hatta tamamında olmasa da kısmi olarak yorumlardaki özgün dilinle. Belki her denemenin altında kendi kendine yorum yazarak :) Öyle işte :)

      Sil
  10. son yazımı kaçırma sen de destek ol lüftensiiiiğğğğğ noluuuur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim bir video projesiydi, haber olduğu dönemlerde denk gelmiştim. Ancak şu 10 milyon meselesi ile yaşam köyü arasındaki bağlantıyı tam olarak kuramıyorum.

      Sil