18 Şubat 2018 Pazar

Durak Hikâyeleri +2


Gece uyuyamadım. Belimden bacağıma vuran bir ağrı hiç rahat vermedi. Aldığım ilaç da fayda etmeyince uyumaktan çaresiz vazgeçtim. 

Güneş usulca doğarken geceden başlayan bir eylemi sürdürüyordum, kitap okuyordum. Ne şans ki sırf kapağını beğendiğim için aldığım kitap karamsarlıkla dolu bir zindan gibi ruhumu ele geçirdi. Başladığım kitabı bitirmek diye bir huyum olduğundan bu can sıkıcı duruma katlanmaya gayret ettim. Neyse, çok oylumlu bir kitap değildi de birkaç saatte bitirdim.

Yeni gün odamı aydınlatınca üstümdeki yorganı kenara attım, yatağımdan çıktım ve hazırlanmaya başladım. İşe gitmem gerekiyordu. Aslında bunu hiçbir zaman bir zorunluluk hissiyle yapmamıştım. İşim benim için hep istekle katıldığım bir oyundu. Portmantodan ceketimi alıp sırtıma geçirdikten sonra evden çıktım ve durağa, sektirmeden her gün gittiğim yere doğru yola koyuldum.

Durakta üniversite öğrencisi olduğunu sandığım genç bir adamdan başka kimse yoktu. Otobüs yeni geçmiş olmalıydı, bu da demek oluyor ki en geç yedi dakika içinde sıradaki gelecekti. Büfeden aldığım gevreği üzerindeki susamları düşürmemeye uğraşarak yemeye başladım. 

Genç adam kulaklığından yüksek sesle müzik dinliyordu. Bu gürültüye nasıl dayanabildiğini düşünürken yaşlı bir adam durağın sundurması altına girdi. Önce kolundaki saate baktı, sonra gencin yanına yaklaştı ve ona seslendi. Sesini duyuramayınca dürttü ve nihayet dışarıya taşan gürültü son buldu. Yaşlı adam, hastaneye giden otobüslerin bu duraktan geçip geçmediğini sordu. Genç adam bilmediğini söyledi ve müziğini(!) dinlemeye devam etti. Bir yandan gürültüye maruz kalırken öte yandan gevreğimi kemiriyordum. Yaşlı adam kendi kendine konuşurken genç adam yine ona seslendiğini düşünüp kulaklığını çıkardı ve adama baktı. Yaşlı olan istifini bozmadan, kendine söylediklerini gence de tekrarladı.
- Şimdi benim üstümde hiç para yok, acaba bu otobüs beni hastaneye götürür mü?

Genç olan, ömrünü en az üçe katlayan adamın bunu neden sorduğunu kafasında hızlıca tarttı. Ondan para mı istiyordu? Şehir içinde kartsız ulaşımın üç lira olduğunu biliyordu, bunu verebilirdi, ama adamın istekleri bitmezse diye de kararsız kalmıştı.

İki otobüs peş peşe durağa geliyordu. Yaşlı adam, okuma yazma bilmediğini söyledi ve gelen otobüslerin nereye gittiğini sordu. Genç adam artık müzik dinlemiyordu, çünkü aklına üç paralık mevzu takılmıştı: Biri hastaneye gidecekti; ya o rahatsızdı ya da hastanede yatan bir yakını vardı. Üç lira bugün neydi ki, her tarafta türeyen kahve dükkânlarında bile en ucuz kahveye on lira verdiğini düşünüyordu. Başını gelen otobüslere çevirdi ve dijital panolarında yazan güzergâhları okudu. Arkadakinin hastane otobüsü olduğunu anlayınca adama "evet" anlamında başını salladı ve elini cebine attı. Yaşlı adama belli etmeden üç lirayı hazırlayan genç, otobüs şoförünün vereceği cevaba göre tetikte bekliyordu. Eğer otobüs şoförü onu kabul etmezse araya girecekti.

Otobüs durağa yanaştı, ön kapısı açıldı ve yaşlı adam otobüse girmeden kapıdan sordu:
- Hastaneye gideceğim ama hiç param yok. Beni götürebilir misiniz?

Şoför bir anlık düşünme sürecinden sonra yaşlı adamı içeri aldı, kapıyı kapattı ve duraktan ayrıldı. Elinde tuttuğu bozuklukları tekrar cebine bırakan genç adam, müziğini yeniden açtı. Bu sefer kulağıma bir gürültü gelmiyordu. Aynı şarkıydı, yine çığlık çığlığaydı, ama artık gence dair bir gözlemim vardı ve onu tanıyor sayılırdım. Belli ki içinde iyilik taşıyan bir insandı. 

Gevreğim bitmişti ve sabaha doğru okuduğum kitabın tüm karamsarlığını ruhumdan söküp atmıştım. 

***Durak Hikâyeleri'nin ilkini okumak istersen TIKlayabilirsin.***

Neşeli sevgilerle.
İçimdeki hikâye anlatıcısı aktardı!

14 yorum:

  1. Ne güzel bir durak hikayesiymiş öyle. İyilik henüz tükenmemiş anlaşılan. O yüzden insanların dışına değil içine bakmak gerek.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İyiliğin asla sonu gelmeyecek bir hazine olduğuna inanıyorum. Sadece keşfi artık biraz daha zor.

      Sil
  2. İste sevdiğim gencler bunlar. Böylelerini yetistiren anne babaları görmek istiyorum hayatta.

    Cok hüznlendirdi bu durum beni. Ama soförede helal olsun herkes böyle yapmiyor. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her meslek dalında güzel insanlar var :) İyi insanların çoğalması dileğiyle.

      Sil
  3. Umut verdi bu hikayen...
    Umut güzeldir ♥

    Neşeli sevgile r:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim :) Ah, bu "Neşeli Sevgiler" lafı bana çok tanıdık geldi :) Ne güzel bunu artık başkalarından da duyabilmek :))

      Sil
  4. sen okuyunca gönderirim yine devamınııı :)

    YanıtlayınSil
  5. bak, blog yazılarımızı insanlar alıyor ve web sitelerine koyuyorlar, kendi yazıları gibi, hem de yayın tarihi saatini daha önceye alarak :) sen de dikkatli ol bak :) benim yazılardan kendilerine site yapanlar bile var meselası. başka birçok arkadaşımızın yazılarını da alıyolar. hatta yakınlarda kağıt salıncak da yazdıydı, haberin olsun diye diyom yani. ben pek takmıyom bunu. hatta hoşuma gidiyo bazen çalmaları. nasıl olsa yazıyom yani, çalsınlar nolcak diyom ben. ama çoğunluk bu konuda hassas.

    https://kagitsalincak.blogspot.com/

    :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Galiba bu yazım alınmıştı benim. Durak Hikâyeleri'nden birinin başına geldi, ama hangisi tam hatırlamıyorum. Önemsiyorum bu meseleyi, ama yapacak bir şey de yok maalesef.

      Belki üç beş okuyanım var şurada, ciddi ciddi kurmacaya zaman ayırıp paylaşmak istiyorum, bir iki dönüt olursa faydalanırım, kendimi geliştiririm diye düşünüyorum bazen. Ama sonra bu hırsızlar geliyor aklıma. O kadar emek ver, sonra biri çıksın alıp götürsün. Hatta bunlar üstünden yorum alsın, cevaplasın falan. Hoş değil. Blog yazmaktan bile soğuyorum. İşte artık nihayetinde vardığım nokta diziden bahsetmek, şarkı listesi yapmak vb. Bundan çok keyif aldığımı söyleyebilir miyim? Hayır. Zaten biraz da bundan dolayı kesiliyor blog yayınlarım.

      Kağıt Salıncak'ın meselesinden haberdarım.

      Sil
    2. yok ya çözülüyor o meseleler, google ı uyarınca o da siteyi uyarıyor filan. silmek zorunda kalıyorlar. yani devam edemiyorlar. yani çalınması sorun olmuyor. zaten istersen yazılarının kopyalanmasını da engelleyebilirsin. engellemedim ama yapan arkadaşımız çok. benim blogdan yazı alanları da blog arkadaşlarımız saptayıp sonra şikayet edip çözüyolarmış. ilgimi çeken bişi değil benim. çalsınlar ben daha çok yazarım çalmaya yetişemezler :)

      Sil
    3. Benim hevesim kaçtıktan sonra gerisi pek önemli değil :)Sağ tık engelini sevmiyorum açıkçası. Sağ tıkın çalışmadığı bloglarda da çok zaman geçirdiğimi söyleyemem sanırım. Seçerek okuyorum bazen, yani parmakla takip etmek gibi. Sağ tık engelini koyanlar beni kısıtlıyorlar bu açıdan :)

      Sil