14 Şubat 2019 Perşembe

Ezgi'ye ve Kendime Meydan Okuma [14. Gün]


Sevgili okur, bugün 14 Şubat Dünya Öykü Günü. Bunu bilhassa söylüyorum ve elbette aynı zamanda Sevgililer Günü olduğunu da biliyorum. Ama medyada o kadar çok içi boş kalpli gönderiyle (çoğunluğu reklam) karşılaştım ki bugünün Sevgililer Günü olduğunu bilmemene ihtimal yok. Dolayısıyla Sevgililer Günü'nü yeterince kutlayan vardır (hatta belediye başkan adayları bile!); ancak Dünya Öykü Günü'nü kutlayanın görece yok denecek sayıda olduğunu tahmin ediyorum. Günümüz kutlu olsun; çünkü her birimiz, bir öykünün kahramanıyız.
****
Tam ortasındayım meydan okuma'nın. Bakalım Ezgi bugün için ne hakkında konuşmamızı istemiş. Birkaç tıklık yolculuktan sonra yine burada olacağım... "Sana soruyorum, bugün gerçekten nasılsın?" demiş. Ne güzel şey, birine halini hatrını sormak... Ne güzel şey, birini merak etmek... Ne güzel şey, iyiyi çoğaltmak... Ne güzel şey, kötüyü paylaşmak...
***
Bu sabah uyandığımda yataktan kalkmak istemedim. Oda karanlıktı, güneş henüz doğmamıştı. Kalkmayabilirdim, ama kalkmam gerekiyordu. Yüzümü serin suyla yıkamadan önce mi kahvaltımı yaptım, yoksa önce sudan geçip sonra mı karnımı doyurdum, hatırlayamıyorum. Birden yürümeye başladım, evin odaları arasında sanki sonu hiç gelmeyecek bir döngüye girdim. Zihnimin içinde adeta şimşek çakıyordu. Düşünceler birbirini kovalıyor, çağrışımlar yeni kapılar aralıyordu. İnce belliden sabah çayımı yudumlarken yelkovan akrebi bir kez daha kandırmış ve vakit gelmişti. Dışarı çıktığımda soğuk hava zerrecikleri yüzüme yapışıyordu. Neyse ki atkıyla boynumu korumuştum da bademciklerim gıybete kalkışamayacaktı... Bugün nasılım? Bir öykünün kahramanı gibi.
**
Birer Paragraflık Günlük 14/28: Yeni bir grubun içine katıldım; pek çok yeni anda olduğu gibi yine sessizdim. Burada kurulan bir tanışlık sayesinde yakın gelecekte keyifli bir hatıra kazanabilirim ve çok yakın gelecekte belli olacak... Yaşadıklarımın aslında fotoğraf, metin gibi biçimlerle pek çok kaydını tutuyorum; ancak bunlar gözümün önünde olmadığından unutuyorum. "Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var Panosu" yapmak lazım. Belki bir bölümüne de Ataol Behramoğlu'nun panoya ismini veren şiirini asarım.
*
Öyküyü sev, sevdiğinle öyküle.


sana1soru: Sevmeye doyamadıklarını düşünsen en çok neye aç olduğuna karar verirsin?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

8 yorum:

  1. Sabah biraz zorlu başlamışsın güne umuyorum ki gün güzel geçmiştir.
    Şarkıyı beğendim,çok.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle ama yine de seviyorum bu hali :) MFÖ'nün bence en iyilerinden biri.

      Sil
  2. Mutlu Anlar Koleksiyoncusu"
    Memnun oldum ne güzel bir kolleksiyonunuz var,sizi tebrik ederim.
    Bu kadar mutluluğu toplayıp yüreğinizde,öykü yazdığınız gün umarım ben de okurum.Hem de sevgi ile ilgili olanı reklamsız ellerimle dağıtırım bir öykü gününde.

    Yolunuz açık olsun.

    "Yaşadıklarımdan bir şey öğrendim panom yok ancak,bende yeni bir şey öğrendiğimde çok minnet duyarım,doğa,kitap,insan kimse o...
    Ama pano işi hatırlatıcı olur yapmalı gerçekten.Bak bunu da sizden öğrendim teşekkür ederim.

    Sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aaa çok teşekkür ederim, mutlu oldum :) Kalpten yazılan yorum kendini hissettiriyor, bunun için de ayrıca sevindim :)

      Bu ara yapacağım o panoyu; olmuş olan şeylerin gözümün önünde olmasının bana iyi geleceğine inanıyorum. Neşeli sevgilerle :)

      Sil
  3. Aa aynı ben...Yeni bir ortama girdiğim zaman ben de sessiz kalırım.Yeni yerler görmeye doyamazdım galiba :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ortak noktalarımıza "blog yazmak" dışında bir tane daha eklendi :) Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi? :))

      Sil
  4. İtiraf: yazıyı okuduğum andan itibaren çok çok uzun süredir bu soruya bir cevap arıyorum. Bence öyle derin ve fakat öyle net bir soru ki, galiba hayatın onca karışıklığı içinde bu denli pürüzsüz bir soru zor geldi bana. Ya da zor geldiğine inandırdım beynimi..
    Soruyu not alıyorum, cevabını düşüneceğim çünkü..

    YanıtlayınSil