15 Şubat 2020 Cumartesi

Avokadolar Neden Hayatın Anlamını Yitirdi? #Öykü


Her şey pahalı. Televizyondaki haber spikeri de sürekli bundan söz ediyor. Haklı da. Çünkü her şey pahalı. Bugün bu sözü bir kere daha duydum. Ama haber spikerinden değil, Necla abladan. Aynı apartmanda oturmamıza rağmen, sanırım en son geçen yaz bir araya gelmiştik. Güzel akşamdı, balkonda çekirdek çitleyip dizi seyretmiştik. Nicedir görmüyordum, pazarda rastlaştık. Elindeki poşette iki avokado vardı. Benim bez çantamda ise saçı başı dağılmış bir demet pırasa duruyordu. Sarıldık, öpüştük. Balkonda seyrettiğimiz dizinin reytinge kurban gitmesinden söz edip, tadı damağımızda kalan çekirdeğe getirdik lafı. Avokadoya garip garip baktığımı görünce, büyük bir gururla anlattı. Kızı istemiş. Bir dizide mi ne görmüş*, bir manken “Herkesin seni ezmesine izin veremezsin, çünkü avokado değilsin.” demiş de şimdi bütün arkadaşları internet hesaplarında avokadolu fotoğraflar paylaşıp can kazanıyorlarmış. Kızının nesi eksikmiş, onun için her şeyi yaparmış, annelik böyle bir şeymiş. Avokadonun kaç para olduğunu söyledi ve “her şey pahalı” dedi. Tekrar sarıldık, öpüştük. O, pazarın üst yakasına doğru ilerlerken, ben de zincir markette ucuza satılan soğandan almaya gittim.
****
Necla ablayla o yaz akşamından bahsedince canım çekirdek istedi. Soğanın yanına bir paket de çekirdek alıp marketten çıktım. Kasanın elektronik kasiyeri “İyi günler, yine bekleriz.” diye beni uğurlarken, ben de ona “İyi günler” diye cevap verdim, ama duyduğundan şüpheliyim.
***
“Saklama kabında ikinize yetecek kadar pırasa var, bir şişe de ayran yaptım. Evde fazla ekmek kalmamış, sen geçerken alırsın.” dedim ve poşeti uzatarak kocamı yolculadım. Her hafta en az üç kez olduğu gibi bu gece de nöbetçiydi. Yalnız uyumayı sevmiyordum, ama yapacak bir şey de yoktu. Hayat şartları böyle gerektiriyordu; gerekeni yapmaksa bize düşüyordu. Pencereden bakıp el salladıktan sonra, her zamanki gibi bir çocuk edasıyla avucuna bir öpücük kondurup bana doğru üfledi.
**
Kanalları dolaşırken bir televizyon programına denk geldim. Sunucu elinde tuttuğu pırasaları bir o yana, bir de bu yana sallıyordu. Anlamsızdı, seyretmeye başladım. Pırasaların yalnızlığından mı söz ediliyordu, yoksa bana mı öyle geliyordu? Tarım politikasını eleştirdiği çok açıktı, ama daha çok bir psikoloğun bir demet pırasayı danışan olarak dinlemesi gibi tuhaf bir olaya tanık oluyordum. Telefon çaldı. Hayatın Anlamını Yitirmiş Avokadolar Derneği’nden arıyorlardı. Avokadoların, tarım alanlarında pırasalarla birlikte yetiştirilmesi için imza topluyorlarmış. Ben de imza verebilir miymişim, bu konuda duyarsız kalmayabilir miymişim? Kapımın üstündeki yuvada kuşlar ötüşünce uyandım. Gelen Necla ablaydı, eli yüzü kan içindeydi. “Eyvah!” dedim, bir aile felaketi.
*
Necla abla, emekli olduktan sonra belediye kurslarından ahşap boyamaya gidiyordu. Onu kırmızıları kuşanmış gördüğümde bu ihtimali tabii ki düşünmedim. Tepsi boyarken elektrik kesilmiş. Önce pencereden diğer evlere bakmış, sonra apartman ışıklarının da yandığını fark edince faturayı ödemediğini anlamış. Bu gece benimle kalabilir miymiş, kızı zaten arkadaşına gitmişmiş. “Olur. Hem çekirdeğim de var. Ama önce ne olur, şu boyalarını yıka Necla abla, korkuyorum." diyerek onu içeri kabul ettim.

(*: Jet Sosyete, 3. Sezon 1 . Bölüm, Senaryo: Gülse Birsel)

buseninsorunmutluşka:)
Bir meyveyi ya da sebzeyi konuşturabilecek gücün  olsa hangi meyveyi ya da sebzeyi tercih ederdin?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

20 yorum:

  1. Saçı başı dağılmış bir demet pırasa :)) Gülümsedim okurken :) Atılmış küçük taşlar, eleştiriler var. Hayalle gerçek iç içe. En sevdiğim tarz. Emeğinize sağlık :) Ve soru içinse... Kiraz :) Nasıl bir duygu çiçek açmak, sonra form değiştirmek bunu sorardım. Çiçek açan başka bir meyveyi de seçebilirdim tabi ama kirazı da kiraz çiçeklerini de ayrı severim. Bir de kirazlar bana anneannemi ve ağaçlar arasındaki salıncağımı hatırlatıyor. O yüzden yanıtım: Kiraz :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gülümsetebildiysem ne mutlu bana :)) Teşekkür ederim :) Hazır kiraza sormaya başlamışken, küpe olmak nasıl bir duyguymuş onu da araya sıkıştırır mısın :)

      Sil
  2. BU aralar mandalinalarla kapışan portakallar konuşuyor benimle, biz üvey evlet mıyız nedir bu mandalina aşkın diye :)))
    Mutlu bir haftasonu diliyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu noktada ne kadar uğraşsam da tarafsızlığımı koruyamayacağım. Portakallara katılıyorum. Çünkü portakalı mandalinaya göre daha fazla seviyorum :) Neşeli bir hafta diliyorum :)

      Sil
  3. bir gerçek, bir rüya sandım. başlığa bakınca öykü olduğunu anlayıp rahatladım. keyifle okudum, elinize sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zaten başlığa tür bilgisini sırf okurlarım gerilmesinler diye yazıyorum :)) Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Galiba domates olmak isterdim.Ne yaşarsa yaşasın hangi evrede olursa olsun bir işe yarıyor.Ezilince ketçap oluyor,salça oluyor.Herhalde aynı hiç beklemediğimiz anda bize bilgece laflar eden sıradan insanlarda hissettiğimiz gibi hissederdik o bize şöyle derdi"bak görüyorsun yaşam beni ezdi ve pestilimi çıkardı. ama ben ne oldum Piperade sosu(fransız yemeği)."

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için ayrı, Fransa mutfağına dair kültürümü artırdığın için ayrı mutlu oldum :) Domates için düşündüklerin de özellikle kahvaltıya karşı bakış açımı değiştirdi. Kahvaltı sofrasına daha özenli hazırlanarak oturmalıyım bundan sonra :)

      Sil
  5. hihi komik öyküydüüüüü :) çekirdek dizi vazgeçilmezim :) şimdi ragnarok dizisine izlicem ayçiçeği ile. avokadadan ne güzel şeyler yapılıyoo. pırasa böreği de nefis :) ne dizi izlediler aceba onlar :) muz çilek kereviz, en sevdiklerim oldukları için, onlara sevgimi anlatırdım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bilmem ki belki komik olabilir :) "Ragnarok" sonrası yorumundan sonra "Ragnarok" öncesi yorumuna geldim. Biraz ters oldu :) Onlar muhtemelen "Mucize Doktor" seyretmişlerdir, o sırada yanlarında değildim :) Muz, çilek, kereviz. Morali bozulmayacağını bilsem, kerevize sorardım, "Muzla çileğin yanında ne yapıyorsun?" diye :)

      Sil
  6. Greyfurt var önümde yemem gereken şu an. İlaç almamak için tırmalıyorum o sebep. Sanırım konuşsaydı bana şöyle derdi : "Yeaa Bilge hanım geldin mi sonunda kapıma. Bunca yıldır bana burun kıvırıp öteledin ama bak nası tıpış tıpış geldin benden medet umarsın." Desin de zaten haklıdır yani sonuna kadar :)) Yüreğinize sağlık... ;)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geçmiş olsun :) Afiyet olsun :) Greyfurt benim de pek tükettiğim bir meyve değil. Kim bilir en son ne zaman yemişimdir. Hepimizin yüreğine sağlık :) Yürek neticede, önemli :)

      Sil
  7. Çilek!
    Dağda yetişseydim ben de senin kadar güzel kokar mıydım diye sorardım galiba.

    YanıtlayınSil
  8. Avokadolar konuşsun. Tam zamanında "şimdi ye beni" diye bağırsın :)))))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tam o anda sen de onların kalbini kırma ve ye, olur mu? Bilmem biliyor musun ama avokadolar çok hassas meyvelerdir :))

      Sil
    2. Hiç kırmam, anında yerim :))

      Sil