22 Nisan 2020 Çarşamba

Çizgili Pijama Düşleri (8/16)


Canım mutluşka, programımız başlıyor, ben Mutlu Anlar Koleskiyoncusu. Yarın, yüce meclisimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlayacağız. Yarın, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız. Pek çok insanın düştüğü bir yanlış algılamaya değinmek istiyorum. Bu bayram, salt çocuklar için değil. Hepimiz için çok anlamlı ve özel olmalı. Ancak, çocuklara armağan edildiği için bu günde onların daha mutlu olmalarına, eğlenmelerine ve keyifli anlar geçirmelerine olanak sağlamalıyız. Evet, çocuk bayramı; ama bundan önce, hepimiz için önemli olan meclisimizin açılışıyla, halkın kendi kendini yönetebilmesi anlayışının, yani bizim için ulusal egemenliğin doğum günü. En az çocuklar kadar büyüklerin de bu günü şen bir şekilde kutlaması gerektiğine inanıyorum.
****
Bu sabah, balkonuma düşen uçak rengârenk bir kâğıttan yapılmıştı. Bu zamana dek aldıklarım beyazdı, bunun renkli olmasının nedeni ne olabilirdi? Üstünde yazılı soruyu okuyunca anladım. Bugünkü konu, daha çok çocuklukla ilişkilendirilen, ama benim için değeri hâlâ çok büyük olan çizgi filmlerle ilgiliydi: "24 saatini bir çizgi film kahramanı ile geçirecek olsan bu hangi kahraman olurdu? Onunla neler yapmak isterdin? Maceralarını çok merak ediyorum." 
***
Neşeli dinleyenler. Hiçbir çocukluk kahramanımı diğerlerinin üstünde tutarak mutlu anlarıma ihanet edemem... Birkaçından birden bir kurgu yapabilir miyim? Güne Şirinler'in köyünde başlardım. Mantar evlerde, rahat bir uykunun ardından, apartman gürültüsü olmadan, doğanın içinde gözlerimi açardım. Önce Usta Şirin'in inşa ettiği su kulesinin altında elimi yüzümü yıkar, sonra da Obur Şirin'in böğürtlenli pastasından yiyerek güne tatlı bir başlangıç yapardım. Sonra Müzisyen Şirin'in bestelerini dinlerken, Şirin Baba ile Şirinköy'ün yerel içeceklerinden yudumlayıp sohbet ederdik. Daha sonra, diğer Şirinler ile birlikte, meyve toplamaya ormana giderdik. Ormandayken önce uzaktan bir ses duyardık ve bunun Gargamel olması ihtimaline karşı tedirginlik yaşardık. Ama çok geçmeden anlardık ki bu ses Shaggy'e aittir. Tabii ki yanı başında Scooby de vardır. Hemen sonra diğer gizem avcıları da yanımıza gelirdi. "Keşke Şirin Baba da burada olsaydı." diye iç geçirdikten sonra Scooby ve arkadaşlarıyla birlikte ormanın derinliklerine doğru yürürdüm. Neden Şirin Baba'nın da olmasını isterdim, biliyor musun? Çünkü Velma ile Şirin Baba konuşsalar belki Gargamel için bir çözüm bulabilirlerdi, Velma de çok akıllı.
 **
Akşamüzeri. Ormana karanlık çökmeden bir yere sığınmalıyım. Gizem avcıları, bir iş için ayrıldı. Acaba kimin evine misafir olsam? Buldum! Winnie! Hem acıkmıştım, onda bal da vardır. Aaa Piglet sen de mi buradasın? Tiger! Ne? Eeyore'un doğumgünü mü? Mutlu yıllar tatlı eşek. Bir yandan onlarla sohbet ederken, öte yandan Tavşan'ı düşünüyorum. Neden burada değil? Acaba aralarında bir sorun olabilir mi? Açıkçası keyiflerini kaçırabilir diye sormaya da çekiniyorum. Bu sırada kapı çalıyor; Jerry. Eminim birazdan Tom da gelir. Sürekli kavga ediyorlar, ama birbirlerini çok sevdiklerini de biliyorum. Piglet, boyuna daha uygun bir arkadaş bulduğundan sevinçli, Jerry ile birlikte yaş pasta yiyor. Tom, Winnie, Eeyore ve bense pastalarımızı çoktan bitirmiş, çaylarımızı içiyoruz. Derken biri pencereden taş attı ve doğumgünü çocuğunun kuyruğuna çarptı. Biz ne olduğunu şaşırmış halde dışarı bakıyoruz. Fred gelmiş. Kapımız tabii ki ona da açık, üstelik demlikte sıcacık çayımız da var. Wilma'yla tartışmışlar, o da yürüyüp rahatlamak için ormanda dolaşıyorumuş. Pencereden süzülen sarı ışığa kayıtsız kalamamış, seslenmiş, ama duymamışız, çareyi taş atmakta bulmuş. Eee ne de olsa o bir Taş Devri insanı. Çizgi dünyadan arkadaşlarımla sohbeti koyulturken bir kedinin hırçın miyavlamasını duyuyoruz. Azman. Biraz sonra Gargamel de görünüyor. Perdenin ardından onlara bakıyorum ve "Ne kadar uğraşırsanız uğraşın Şirinler'in köyünü bulamayacaksınız. Çünkü siz uslu birer çocuk değilsiniz." diyorum sadece kendimin duyabileceği bir sesle... Canım mutluşka, programımızın sonuna geldik. Yarın buluşmak dileğiyle.
*
Birer Paragraflık Arkası Yarın  8/16 
Patlamak üzereyim. Hayır, sıkıntıdan değil. Bir tepsi dolusu patatesli börekten. Gerçi bunu da sıkıntıdan yaptım, aman neyse. İlk börek deneyimim hiç de fena değildi. Acaba mercimek köftesi de yapabilir miyim? Saçmalama Pande Mika! Saç malanmaz, taranır. Anne! Atlıkarınca! Çocukluğum! Korhan! Kendime gelmeliyim. Biliyorum, çok misafirperverim.


bu senin sorun mutluşka
"Keşke yaşanmasaydı..." dediğin bir an var mı?

Neşeli ve sağlıklı sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

16 yorum:

  1. Çok güzel olmuş bayıldımm.. Özellikle şirin baba velma'nın gargameli alt edebileceğini düşünmek harika ❤

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Yazılarına tam olarak bakamadım, ama hali hazırda hangi blogu yazıyordun?

      Sil
  2. Bence güzel bir karışım olmuş :) Seçim yapması çok zor zaten. Ve sondaki espri gerçekten pek soğuktu, yazmadan duramadım :) Keşke yaşanmasaydı dediğim bir anım yok. Kötü hissettiğim anlar olmuştur ama yine de yok. Çünkü yeri dolmayacak veya üstesinden gelemeyeceğim hiçbir şeyi kaybetmedim, çok şükür.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :)
      İşte yazar orada kahramanının psikolojisini yansıtmayı amaçlıyor :)
      Umarım hep böyle olur, şanslısın :)

      Sil
  3. hoşgeldin güzel Radyocu Mutlu anlar koleksiyoncusu 🌼😊 vallahi şahane bir program oldu yine gönlüne sağlık güzel insan 😊🌼 ah ah ne güzel dolaştım tüm sevdiğim çizgi filmler kahramanları ile bayıldım 😊👏👏 yarını bekliyorum 😊 sevgiler...ve arkası yarınlar çok güzel gidiyor bakalım neler olacak 😊🌸

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim gerçekten :) Çizgi dünya çok tatlı ya hepsi bir arada olsalar ne güzel olurdu :) Bakalım :)

      Sil
  4. Bir zamanlar, Teksas, Tommiks gibi çizgi romanları takip eder olduk. Sonra çizgi roman konuşma balonlarının içini doldurma işi çıktı bana. İngilizce yerine türkçelerini mürekkeple yazma işi. Daha sonra orjinallerinden üzerine aydınger koyarak çizim işi. Öğrenciyken harçlığım böylece çıkıyordu. Yıl 1968-69 yılları. Dermişim vesselam.

    YanıtlayınSil
  5. Ne diyebilirim, neresinden başlayabilirim bilemedim. Ama gördüm, tek tek ve ormanca; gördüklerimi anlatmaya kelimelerim yetmez, diye düşündüm, sonra bir sürü övgü sözcüğü sıra sıra geçti içimden; yazıya dökersem yazıdan geçenin duygusuna ve elbette lezzetine yetemem, diye düşündüm ve bu işe hiç girişme, dedim:) Sonuçta bugün bayram ve bu bayram inadına daha güzel ve inadına daha anlamlı ve birilerinin inadına daha göze sokulasıydı... Çok sevinçliyim, okullu ilk bayramında arı olan çocuk gibi:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunu okuduktan sonra acaba ne yazdım diye düşündüm bir an :) Bu kadar güzel sözler alacak yazılar mı acaba bunlar sahiden? Sanmıyorum :) Arılar olmasa halimiz hal değilmiş; ben de Einstein'ın yalancısıyım :)

      Sil
  6. bu çizgi filmlerin hepsine bayılırdım :) patatesli börek, olsa da yesek :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. "Ortaya karışık"a yeni bir yorum getirmeye çalıştım :) Umarım en kısa zamanda olur ve afiyetle yersin :)

      Sil
  7. kahramanların hepsi şirinmiş :) patatesli börek ooo :) dünyadaki kötü olaylar keşke yaşanmasaydı tabii, savaşlar, açlıklar, hırs ego filan yani :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hep hayal kalacak bir dilek maalesef... Ama gülmeye, mutlu olmaya devam bir şekilde :)

      Sil
  8. son yazıma bir bak, ilgini çekebilcek bişi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kabasını gördüm, bakalım bilmediğim neler var, detay için ayrıca geleceğim :)

      Sil