27 Nisan 2020 Pazartesi

Nefes Alır Gibi Öğrenmek (13/16)


Canım mutluşka, programımız başlıyor, ben Mutlu Anlar Koleksiyoncusu. Yorgunum. Market alışverişini yine detarjanla yıkadım. Bu herhangi bir şeyi temizlemekle aynı güçlükte değil. Neden mi? Elimde tuttuğum şey, zor süreçlere yol açabilir. Dolayısıyla yemek sonrası bulaşığını yıkamaktan farklı olarak fena halde kasılıyorum. Bu da yorgunluk olarak geri dönüyor.
****
Bugünkü konumuz öğrenmek. Ezgi'nin soruları içinde en çok heyecanlandığım bu olabilir, çünkü ben öğrenmeye âşık bir insanım. Bu tutkumu odaklanarak yalnızca bir konuya yöneltsem onun uzmanı olabilirdim. Ancak benimki değişik oranlarda farklı alanlara dağıldı. Cevap vermeye geçtim, ama geleneği bozmayayım ve soruyu olduğu gibi bir kez daha söyleyeyim: "Öğrenmek çok kıymetli, bilgiye giden yol ise herkes için farklı. Senin öğrenme yolların nedir, çok merak ediyorum."
***
Öğrenmek dediğimiz eylem beyinle alakalı. Vücudumuzun bu parçası, hâlâ sırları keşfedilmeye devam edilen, tam olarak bilinmeyen, gizemini koruyan ve muhtemelen epey bir süre daha koruyacağı düşünülen bir organ. Öğrenmek, genel bir yaklaşımla bilgiyi özümsemek olarak tanımlanabilir. Bu soru için kendi bilgi edinme yollarımı yazacağım. Ama öncesinde, öğrenmeyle çok ilişkili olan "zeka" için de bazı şeyler söyleyeceğim. Senelerce "IQ seviyesi" diye bir meseleden bahsettik. Kimin seviyesi daha yüksekse o daha akıllıydı. Bu epey bir süre zekanın amiral gemisiydi. Sonra "duygusal zeka" gibi başka kavramlardan, anlayışlardan söz edilir oldu. Bu arada "çoklu zeka" diye bir kuram da dillendiriliyordu. Buna göre zeka; sözel/dilsel, ritmik/müzikal, mantıksal/matematiksel, görsel/uzamsal, bedensel/kinetik, sosyal/kişiler arası, içsel/kişiye dönük, doğacı/varoluşsal olmak üzere dallara ayrılıyordu. Aslında "yatkınlık" olarak değerlendirilen hâl de biraz bununla ilgili. Yazan birinin sözel/dilsel zekasının diğerlerine göre gelişkin olması şaşırtıcı değil.
**
Gelelim sorunun cevabına. Öğrenmek benim tutkum. Bunun için her kaynaktan yararlanabilirim; Videolar, canlı söyleşiler, atölye çalışmaları, sohbet, kitap, dergi, mobil uygulamalar... YouTube başta olmak üzere video paylaşım sitelerinde çok zaman harcarım. Ayrıca Udemy, Vidobu gibi ücretli/ücretsiz içerik sunan video eğitim kütüphanelerini kullanırım. Son zamanlarda Coursera, edX, Future Learn gibi dijital eğitim ortamlarına yeni yeni girmeye başladım, büyüleyici. Arada Dergilik, PressReader, E-Dergi gibi uygulamalardan dergilere bakarım. İyi bir kitap okuru olduğumu söyleyemem, ama kitaplardan öğrenmeyi de severim. Bunun için ya kitap satın alırım ya da kütüphaneden veya dijital olanaklardan yararlanırım. Ayrıca sesli kitaplar da keyifli bir dünya. Storytel gibi ücretli platformları da kullanırım, ücretsiz erişilebilen kayıtları da dinlerim. "Ben televizyon izlemem, sadece belgesel seyrederim." diyenlerden değilim, çatır çatır televizyon izlerim. TRT 2'de çok güzel programlar var. Başka kanallarda da var tabii. Netflix ve BluTv gibi yerlerde de güzel film ve dizilerin yanı sıra belgesel türünde yapımları takip ederim. Yeter herhalde bu kadar. Bir noktaya değinmeden bitirmeyeyim. Bütün bu saydıklarımın sürekli peşinde değilim. Öyle olsa bilgi küpü olurdum. Bir dönem bir kaçına takılırım, sonra başka birkaçına. Böyle böyle geçer günlerim. Canım mutluşka, programımızın sonuna geldik. Yarın buluşmak dileğiyle.
*
Birer Paragraflık Arkası Yarın  13/16 
Herkes evinde, alışveriş baki. Pek çok insan e-ticaret sitelerinin müdavimi oldu. Kargo firmaları vızır vızır çalışıyor; haliyle gönderiler gecikiyor. Annemin doğum günü kutusu da bu sebeple iki gün sonra ulaştı. Tabii ben bunu bilmiyordum, sürpriz yapmak istemiş. Kuryeyi gördüğümde şaşırdım. Çünkü bu eve yeni taşınmıştım ve adresimi bilen pek yoktu. Annemse daha birkaç gün önce paket göndermişti. Üzerinde "Doğum günün kutlu olsun Pande Mika!" yazan ve gözlerinde kalp olan emojinin yapıştırıldığı kutuda üç kavanoz vardı; ikisinde yine sarma, birindeyse kavanoz güncem. Lisedeyken her gün minik kâğıtlara günlük yazar, sonra da bunları katlayıp büyükçe bir kavanoza koyardım. O zamanki sevgilimden ayrılınca sinirle bu günceyi çöpe atmıştım. Ama annem bunu da alıp saklamış. İyi de yapmış, insan ne yaşarsa yaşasın öfkeyle veya hangi duyguylaysa, yok edemez hayatını. Şimdi bir elimde sıcak çikolatam, geçmişimi okuyorum.


bu senin sorun mutluşka
Bu hayatta ne üretiyorsun?

Neşeli ve sağlıklı sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

10 yorum:

  1. İşte bu gördüğü duyduğu, izlediği her şeyden öğrenecek şeyler bulmak en güzeli..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hayat, çevremizdeki her şeyden öğrenerek deneyim puanı topladığımız kocaman bir oyun :)

      Sil
  2. Merhabalar Sayın Radyocu Mutlu Anlar Koleksiyoncusu 🌼😊.. Yine çok güzel bir program dinledik gönlüne sağlık 👏😊...bak güzel soru sayesinde bende çok güzel bilgiler öğrendim 😊 teşekkürler 😊 ...ve lütfen arada böyle güzel bir radyo programı bekliyoruz 😊 sevgiler güzel insan 🌼😊 ve arkası yarınlar vallahi nasıl bir sonla bitecek merak ediyorum 😊🌼

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :) Bu seriyi bu formatta 16 yazı sürdürebildiysem -yorumu biraz geç cevaplayınca 16. günü de tamamladım- bunda yorumlarının da etkisi var :) Teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Ben de genelde senin gibi bir seyler izleyerek ve okuyarak öğrenmeyi sevenlerdenim. Eskiden yaptıgım, yazdığım şeyleri okumayı seviyorum ama ben hep yok etmişim onları.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kişinin kendi geçmişindeki notlarından, yazılarından bir şey öğrenmesi genellikle atlanılan bir durum, aslında çok değerli :)

      Sil
  4. Kavanoz günce güzel bir fikirmiş :)) Ben çok fazla videolardan faydalanamıyorum sanırım, arada izliyorum.

    YanıtlayınSil
  5. vidobu, edX, bilmiyodum saol yiaaa :) hayal üretirim en çok yaptığım şeysi :)

    YanıtlayınSil