9 Haziran 2020 Salı

Yavaşlayan Metafor #Öykü

 

Salgın tüm dünyada olduğu gibi öz dünyamı da sarmıştı. Yaptıklarım tuhaflaşmış, peynir ambalajını dahi yıkar hale gelmiştim. Ellerim sabunlamaktan çatlamış, bir anda yaşlanmıştım. Nihayetinde çok sevdiğim yürüyüşlerden de vazgeçmiştim. Sonra aklıma takıldı; yaşamayı o denli iyi bilmiyordum ki ölmekten neden korkmuştum?
****
"Yeni normal" diye bir kavram türedi. Maske takmadan, sosyal mesafe kurallarına dikkat etmeden ve kişisel hijyenimize özen göstermeden dış dünyayla bağlantı kuramıyorduk. Bunlara uyma noktasında son derece duyarlı olsam da çevredeki insanlar kendilerini sanki birer süper kahraman sanıyorlar, bu musibetin onlara gelebileceğini hesaba katmıyorlardı. Birtakım vurdumduymazdan dolayı sokağa çıkamıyor, saatlerimi dünyanın her köşesinden dizi ve filmlere bakarak geçiriyordum.
***
Bazen ruhum daralır, vakumlanmış battaniye gibi sıkıştıkça sıkışır. Böyle zamanlardan birinde, izlediğim filmi yeni bitirmiş ve ötekisine başlamadan hemen önce, güncel gelişmeleri takip etmek adına televizyonda bir haber kanalı açtım. Yüzlerini kendimden çok görmeye alıştığım uzmanlar yine muhteşem üçlüden söz ediyorlardı. Maske, mesafe, temizlik. Dayanamıyordum; ruhum bedenimi yırtmak üzereydi. Kuşandım ve çıktım.
**
Arabalar... hep bu kadar çok muydu? Reklam tabelaları... hep mi vardı? Trafik ışıkları... hiç yorulmuyor muydu? Çöp kamyonu... kaç hayat taşıyordu? Aralıklarla çizilmiş beyaz dikdörtgenlerin üzerlerine basarak yolun karşısına geçtim. Yokuştan aşağı indiğimde sahile varacaktım. Banklardan birine oturup biraz denizi, biraz da Ortaçgil'i dinleyecektim. Ruhumun açlığını belki böyle giderebilirdim. 
*
Jantlarında gördüğüm dünya çıkartmaları, bu güne dek kurmadığım bir hayalin kapılarını açtı. Bir metafor yavaşladı ve önümde durdu. Derinden gelen sesi vurgun yemesin diye kulaklığımı çıkardım. Eliyle göstererek diğer bankların dolu olduğunu söyledi; oturabilir miydi, oturabilirdi. Kenara kaydım, o da diğer kenara geçti. Yüzlerimizde maskelerimiz vardı, aramızda da mesafe. Muhtemelen onun da elleri temizdi. Çantasını açtı, ya nezaketinden ya da korktuğundan, dezenfektan ikram etti. Gülümsedim ve kabul ettim.

>>> Bu blogda bir "Hatıra Defteri" var; sen de yazabilirsin :) <<<

bu senin sorun mutluşka
"Salgın" bir ev nesnesi olsa hangisi olurdu?

Neşeli ve sağlıklı sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

31 Mayıs 2020 Pazar

Hayalden Dünyalar Kurmak #PazarSohbeti


Canım mutluşka, programımız başlıyor, ben Mutlu Anlar Koleksiyoncusu
****
Kocaman oldum. Ne ara bu kadar büyüdüm. Daha dün çocuktum, mahalle arasında koşup oynayan. Bitmemiş evler vardı, komşular henüz yokken. Boyanmamış duvarlar. Döşenmemiş merdivenler. Kanatsız pencereler, uçamayan bir kuş gibi. Arkadaşlarım vardı eskiden, oyunlar oynadığım. Sonra okul başladı. Harflerden sözcükler, onlardan da cümleler buldum. Bir sürü lekenin içinde hayalden dünyalar kurdum. Ödev verdi öğretmenim, galiba ilk yazımı öyle yazdım. Toplumun kabul ettiği çocukluğum gibi o da kaybolup gitti.
***
Sonra başka bir okul. Başka dersler. Başka öğretmenler. Başka ödevler. Eğitimin akademik tarafıyla hiç kaynaşamadım. Kötü değildim, ama nasıl desem, eksikti çoğu şey. Anlamı yoktu benim için. Yaşadığım anın ders dışı güzelliklerini aradım. Buldum da. Bu sırada yazmaya devam ettim. Başka oyunlar da oynadım. Sahneye çıktım mesela, okulun tiyatrosunda. Şiir okudum. Fotoğraf çektim. Hayal kurdum. Hayalden dünyalar kurdum, dünyalar benim oldu.
**
Daha da sonrası, karanlık ve karmaşık. Toplumun kabul etmediği çocukluğum kaburgalarıma bağladığım salıncakta, bir öne bir arkaya, durmak ve yorulmak bilmeden, gidip geliyor. Onun her salınımında, bana katlandığı için minnettar olduğum kalbim temizlediği kanı vücuduma bırakıyor. Sevmek güzelleştiriyor dünyayı ve dünyayı sevdikçe güzelleşiyor hayat.
*
Sen sevgili dinleyicim. Umutsuz bir konuşmanın içinde boğulduğumu düşünebilirsin, ama değil. Çünkü kalp atmaya devam ediyor, yaşıyoruz. Böyle mucizevi bir gerçekliğin karşısında ne benim ne de kimsenin bayrağı düşürüp yenilgiyi kabul etmeye hakkı var. Makinenin ürettiği bir ürün değiliz ki biz. Her birimiz tekiz, özeliz ve değerliyiz. Hepimizin hayatında işlerin tatsızlaştığı zamanlar olabilir. Belki bunu söylediğimde, her şeyi rast giden arkadaşların aklına gelebilir. Evet, kabul ediyorum, bazı insanlar çok şanslı. Fakat onların sayısı o kadar az ki şaşırırsın. Hepimiz hatalarımızla güzeliz. Bizi özgünleştiren yanımız da bu, değil mi? Bugün bir ayın daha sonuna geldik. Nasıl ki yeni bir şeye veya döneme başlarken yapılacaklar listesi gibi hayalden dünyalar kurmaya yarayan hazırlıklara girişiyoruz, bunun benzerini ay sonunda da yapalım. Bu ay kendi dünyamızda olumsuz neler yaşadık? Bunların hangilerinde payımız daha yüksek? Kendimizi hangi konularda geliştirmeliyiz? Daha çok çevreden kaynaklanan sorunlarımız için benliğimizi güçlendirmek adına neler yapabiliriz? Önümüzde taptaze bir ay, hatta bir mevsim var. Yenilenmek ve değişmek için şahane bir fırsat. İstersen bu muhasebeyi sadece mayıs ayı için değil, kaç yaşında olursan ol, hayatın için de yapabilirsin. Lütfen unutma, ben sana güveniyorum! Yapabilirsin! Canım mutluşka, programımızın sonuna geldik. Haftaya buluşmak dileğiyle.

(Kafası karışanlar olabilir; bu metnin herhangi bir sesli hali yoktur.) 

Not: Nisan ve mayıs aylarında her gün birer içerik yayımladım. Blogu açtığım günden beri ilk defa bu kadar uzun bir seriye ulaştım. Süreç boyunca tüm yazılarıma en az bir yorum aldım, yani paylaşım gerçekleşti, bunun için çok mutluyum. Bu yazıları, onlarla buluşan kişi sayısını göz önünde bulundurmadan, her güncel yazının bir öncekini geriye attığını umursamadan, sanki tek yazım oymuş gibi özenerek ve elimden geldiğince de iyi olmasına çaba harcayarak, yayımlamadan önce birkaç kez okuyup yazım ve anlatım bozukluklarını mümkün ölçüde azaltarak sunmaya çalıştım. 61 günün sonunda yoruldum. İki ay süresince Mutlu Anlar Koleksiyoncusu blogunu ziyaret eden, benimle etkileşim kuran herkese teşekkür ederim. İyi ki varsın/ız. 😊 Şimdi bana kısa bir mola.


bu senin sorun mutluşka
Ne yapmak istiyorsun?

Neşeli ve sağlıklı sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu