31 Mayıs 2021 Pazartesi

Yirmi İkinci Pazartesi #Haftalık

 

Bu hafta da blogun yolunu buldum :) Bir ayın daha sonuna geldik. Ne çabuk geçiyor şu "zaman" denen şey. Bir süreci tamamlıyorum. Bakalım sırada ne olacak, göreceğiz... Hiç planlı bir insan olamadım. Bazen gıpta ediyorum geleceğini kurgulayabilenlere, ama ben ne yaptıysam doğaçlama gelişiyor. Market alışverişi yaparken bile bir kendiliğindenlik mutlaka oluyor.

****

İnternet üzerinde bilgi edinilebilecek müthiş kaynaklar var. Mesela Coursera. Böyle bir imkânın varlığından çok daha önce haberdar olmalıydım. İşte buna bilgi okuryazarlığı deniyor, bilgiyi bulup işleyebilmek. Geç de olsa öğrendiğime seviniyorum. Birbirimizi beslemeliyiz böyle konularda. Benim bildiğim bazı kaynaklar şunlar: Coursera, Future Learn, Alison, Khan Academy, Bilge-İş, Vidobu. İlk dördü için "küresel", son ikisi için "Türkiye yapımı" diyebiliriz. Khan Academy daha çok ortaokul ve lise desteği gibi görünebilir, ama Dünya Tarihi, Sanat Tarihi gibi konularda herkese hitap edebileceğini düşünüyorum. Bir de bu tür siteleri "öğrencilere yönelik" diye düşünmemek lazım. "Hayat boyu öğrenme" bakış açısından dünyanın daha iyi göründüğünü söyleyebilirim. Böyle siteler dışında, salgın etkisiyle de birçok çevrim içi paylaşım olanağı (kongre, seminer, tiyatro, dinleti vb.) doğdu. Geçen hafta ikisi için de epey zaman ayırdım.

***

"Sonsuza Dek" (Forever) diye bir dizi izlemeye başladım. Birkaç bölümden sonra düşüncem fena olmadığı yönünde. Aynılığın tekrarını yaşayan bir kadın ve bir erkek. Bir gün kadının bu aynılıktan vazgeçip bir yenilik önermesiyle bambaşka bir deneyim yaşanır. Erkek ölür! Biraz romantik komedi, biraz bilim kurgu ve fantastik. Hoş. Bir de film seyrettim. 2021-ABD yapımı "Küçük Ama Mükemmel Şeylerin Haritası" hiç şüphesiz daha iyi olabilirdi, ama kötü bir film de değil. Bazı sahnelerinde bana iyi hissettirdi. Ayrıca farklı bir konusu var, bu açıdan da ufka faydalı.

Ian Samuels: Küçük Ama Mükemmel Şeylerin Haritası (The Map of Tiny Perfect Things)-7/10.

**

Tüketim çılgınlığı karşısında şöyle bir öneri getiriyor yazarlar, uzmanlar: "Eğer bir şeyi almak istiyorsanız bunu hemen o an almayın, bir kenara yazın ve birkaç gün bekleyin. Muhtemelen artık almak istemeyeceksiniz. Ancak hâlâ bir alma isteğiniz varsa o zaman gerçekten almayı istiyor olabilirsiniz." Ne zamandır aklımı kurcalayan kablosuz kulaklık alma isteğim vardı; aldım. Bu arada, bu tekniği öneririm. Birçok şeyi almamayı böylece başarabildim.

*

Epey konuştum; yeter, bu haftalık.



bu senin sorun mutluşka
Haziran için bir hayal kurdun mu?

Neşeli sevgilerle, umutla...
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

>>> Bu blogda bir "Hatıra Defteri" var; sen de yazabilirsin :) <<<

24 Mayıs 2021 Pazartesi

Yirmi Birinci Pazartesi #Haftalık

 

Bir şey yapacaktım, dedim kendi kendime. Ancak ne olduğunu bir türlü bulamadım. Sonra birden çaktı şimşek ve şimdi buradayım... Blog modundan iyice çıktım. Uzak düştüm diğer bloglardan da. Özellikle takip etmeyi sevdiğim birkaç blog vardı, onları merak ediyorum, ama yine de buralarda olduğumu pek söyleyemem. Aslında haftalığı da bitirmek istiyorum bir yandan, ama öte yandan içimden bir ses "Bu kadar sürdürdün, bırakma." diyor. İçimdeki sesin yazım kurallarına özen gösterdiğini şu an fark ettim. Eee, kimin içindeki sesi?

****

Havalar ısındı. Uzunlarla sıcaklıyorum artık. Yazlık moda geçmem lazım. Ama bilhassa dışarıdayken uzunların içinde olunca virüse karşı sanki daha fazla korunuyormuşum gibi hissediyorum. Hâl böyleyken şıpır şıpır terliyorum. Bir film izledim bu arada. Konudan bağımsız, ama yazarken unuturum belki. Aklıma gelmişken söyleyeyim istedim. 2010-ABD yapımı "Mutluluğun Peşinde" evladını kaybeden, yas tutan bir anneyi merkezine alıyor. Aslında güzel bir konusu var, genel kurgusu da fena değil; fakat gerek oyuncu kadrosu gerekse yüzeysel kalan kısımları nedeniyle başlayıp bitirmek biraz zahmetli oldu.

John Cameron Mitchell: Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole)-6/10.

***

Bazen farklı yerlerde uyumak insana iyi geliyor. Mümkünse başka bir yapıda, değilse aynı mekânda başka bir odada. Değişiklikler ruhu şaşırtıyor; çiçeklerin ilkyazla karşılaşması gibi.

**

Uzun zaman sonra "Mucize Doktor"u seyrettim. Bu hafta galiba finali var. Sanat ile ilgili bir seminer izledim. Sanatsal işlerin ardındaki anlamlar beni çok heyecanlandırıyor. Sanatla ilgilenmek lazım. Bu alanda daha fazla şey bilme gerekliliği duyuyorum. Müzikle de daha fazla etkileşmeliyim.

*

Çok uzun zamandır yeni insanlarla tanışmıyorum galiba.


bu senin sorun mutluşka
Nereden geçiyor senin yolun?

Neşeli sevgilerle, umutla...
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

>>> Bu blogda bir "Hatıra Defteri" var; sen de yazabilirsin :) <<<



17 Mayıs 2021 Pazartesi

Yirminci Pazartesi #Haftalık

 

Merhaba sevgili okur. Bir haftalık, "haftalık" arasının ardından yeniden buradayım. Aslında bu seriyi bırakmayı düşünmüştüm, ama Buluttan Öte blogunun yazarından seriyi yazmadığıma dair bir yorum alınca ufaktan heves tazelemesi yaşadım. Sağ olsun, severim. Yine geldim.

****

Aradan geçen süreçte neler oldu? Epeydir sürüncemede olan bir mesele ile ilgili önemli bir görüşme yaptım. İnsanların birbirlerine iyi sözler sarf etmesi çok değerli. Bunu bir kere daha anladım. "Belirsizlik" benimle neredeyse bütünleşen bir kavram, ama buna rağmen hâlâ bunun tuhaf stresine kendimi kaptırmadan duramıyorum. Daha önce de yazmıştım; bir süre daha benim için iyi enerjiler yollarsan çok mutlu olurum. Zira bir öncekinde oldukça işe yaradı.

***

Paulo Coelho'nun Elif'ine başladım. Önceden okuduğum bir kitap. Biraz da bundan dolayı okumak istedim aslında. Çünkü daha evvel tanıştığım ve sevdiğim kitapları yeniden okumak, okumaya olan ilgimi yeniden uyandırıyor. "Ofis" dizisinin ilk sezonunu tamamladım; ama devamını seyretmeyeceğim. "Elektrikli Düşler" dizisini yarıda bıraktım. Kötü olduğu söylenemez, ancak bir seferde bilimkurgu yüklemesi yapmak bana göre değil. Daha sonra izlemeyi sürdüreceğim muhtemelen.

**

"Mucize Doktor"un final yapacağını okudum. İleride televizyon tarihimizde yer edecek bir konu olabilir. Rekor kıran bir izlenme oranından sonra bu kadar seven benim bile haftalardır izlemememe neden olması bir gün derslerde anlatılabilir. Otizm farklılığı olan "Ali Vefa" iyi bir karakterdi. Taner Ölmez iyi oynadı. Bu arada geçen hafta (10-16 Mayıs) Engelliler Haftası idi.

*

Ramazan Bayramı geçti. Dilerim güzel bir bayram yaşamışsındır. Benim için pek bayram tadı yoktu, umarım gelecek bayramda daha iyi günler yaşarız... Epey dağıldığımdan söz etmiştim. Artık hem şeyleri hem düşüncelerimi hem de hayallerimi toplamaya başladım... Uzun zamandır fiskos masasındaki biblo gibiydim, biraz değişiklik olsa fena olmaz, hı? Hepimize güzel yarınlar diliyorum ki yarın hemencecik bugün oluyor. 


bu senin sorun mutluşka
Rüyadasın; ne görüyorsun?

Neşeli sevgilerle, umutla...
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

>>> Bu blogda bir "Hatıra Defteri" var; sen de yazabilirsin :) <<<

14 Mayıs 2021 Cuma

Bizim Dükkân #Öykü

 

Kaldım bir köşede yapayalnız. Tozlu ve karanlık. Oysa önceden böyle miydi? Dünya değişti, ben eskidim. Ama yine de inanıyorum; bir yerde özlüyor biri beni. Gün gelecek kavuşacağız. Hep birlikte güzelliğe doğru gideceğiz. Kıt, kıt, kıt... Cırrr...

****

Ben bir berber taburesiyim, müşterilerin sabırla sırasını beklediği. Kalfalıktan ustalığa terfi ettiğinde, kendi dükkânını açınca koysun diye ustama ustasından ustalık hediyesiyim. Yıllar oldu, ustamla beraberiz.  Dünya değişti, ben eskidim. Ama ustam, canım ustam benden hiç vazgeçmedi. Bunca zaman başka dükkânlara taşındığı olduysa da her defasında beni dükkânın baş köşesine yerleştirdi.

***

Ah o eski bayramlar... Arefe günü öyle bir yoğunluk olurdu ki bizim berber dükkânında, ustam neredeyse hiç oturmadan akşamı getirirdi. Bayramları çok önemserdi; insanları güzelleştirmenin bayramları da güzelleştireceğini düşünürdü. Son müşterinin de tıraşını bitirdikten sonra dükkânı hemen kapatmaz, bayramda açmayacak olsa da her köşesini bayrama hazır hâle getirip tertemiz yapardı.

**

Berber dükkânı haber ajansı gibidir. Eğer berberde bir de muhabir kumaşı varsa tüm şehirde olup bitenler, hatta ülkeden havadisler burada konuşulur. Radyo da hiç susmaz bizim dükkânda. Müşteriler çoğalıp sohbet koyulaştığında bile kısık da olsa yayın devam eder. Müzik aralarındaki haber bültenleri sayesinde Dünya'dan da haberdar oluruz.

*

Dünya genelinde bir süredir devam eden ciddi bir salgın var. Türkiye de bundan epey etkilendi. Pek çok esnaf için zorlayıcı koşullar meydana geldi. Bizim dükkân da bir dönem kapalı kaldı. Sonra randevulu çalışma sistemine geçtik. Herkesin zamanı belli. Öyle eskisi gibi çat kapı gelen olmuyor. Bundan dolayı nicedir yalnızım. Dilerim bu günler çabuk geçer ve ustam da ben de şen günlerimize döneriz.

 

Neşeli bayramlar 😊

 


bu senin sorun mutluşka
Bir hayalini benimle paylaşır mısın?

Neşeli sevgilerle, umutla...
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

>>> Bu blogda bir "Hatıra Defteri" var; sen de yazabilirsin :) <<<

3 Mayıs 2021 Pazartesi

On Sekizinci Pazartesi #Haftalık

 

Aslında yazacak pek bir şey yok. Ama şimdi bırakırsam, yani seriyi bozarsam daha sonra devam ettiremeyeceğimi hissediyorum. O nedenle, pazartesinin son saatinde gelip kısa da olsa bir metin yazmaya karar verdim.

****

Geçen hafta minibüste, iki genç gördüm. Kafa kafaya durdular, maskelerini çıkardılar ve telefonun ön kamerasında kendilerine izleyip poz verdiler. Onlara biraz ters bakınca maskelerini taktılar. 

***

Hep dağınıktım, ama bu ara biraz fazla dağıldım. Bunu mekân için de kendim için de söyleyebilirim sanırım.

**

The Office'ten bir bölüm daha izledim. Muhtemelen ilk sezonu bitirdikten sonra devam etmeyeceğim. Hiç kitap okumadım. Dergi de okumadım. Hava sıcaklıkları birden yükseldi. Kışlıkları kaldırma vakti geldi galiba. Acaba battaniyeyi mi, yoksa yorganı mı kaldırsam...

*

Stresli zamanlardan geçiyorum. Benim için iyi enerjini yollarsan ne çok sevinirim.


bu senin sorun mutluşka
Denizdesin, ayağına bir şey takıldı, o ne?

Neşeli sevgilerle, umutla...
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

>>> Bu blogda bir "Hatıra Defteri" var; sen de yazabilirsin :) <<<