2 Mart 2019 Cumartesi

Ezgi'ye ve Kendime Meydan Okuma [28. Gün]


Evet, iki gün geriden gelerek meydan okuma sürecini tamamlıyorum. Gerçi bir haftalık kısmını da tek yazıyla hallettim ama şimdi eski defterleri açmaya gerek yok, öyle değil mi? Teşekkürler Ezgi. Onun sayesinde blog mahallemizde farklı bir deneyim yaşadık. Her ne kadar en kısa ay Şubat olsa da 28 gün beni zorladı. Kişisel olarak 21 günlük bir meydan okuma benim için daha tatlı olabilirdi. Bir daha buralara böyle bir şey bırakmak isteyen olursa diye şimdiden söylüyorum :)
****
Meydan okuma'nın son günü için bakalım Ezgi ne hakkında yazmamızı istemiş... "Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı; merak ettim..." Ayın ilk günlerinde  Okuma Listesi'ndeki birçok blogger komşum bu meydan okuma'ya katıldı. Eskide kalan mahalle yaşantısını sanal da olsa hissettim. Hani birinin iyisi olur, kötüsü olur da tüm mahalle onun sevincini veya üzüntüsünü paylaşırdı ya, işte öyle, bir sokağa doluşuverdik, kapılarımızı açtık, birbirimizi misafir ettik; yemekler yapıldı, çaylar demlendi, kahveler pişirildi... Gitgide azalmakla birlikte bu heyecan, tıpkı sokakta oynayan çocukların şen kahkaları, koşuşturmaları, hatta "iyi ki var" dedirten gürültülerine benzer şekilde hanelerimize yansıdı. Katılmaktan mutlu olduğum bir meydan okuma'ydı.
***
Açıkçası diğer blogları ziyaret etme noktasında hayli geride kaldım. Haliyle pek etkileşim kuramadım; benim de misafirim az oldu. Ama gittiğimi kucakladım, geleni başımın üstüne koydum. Meydan okuma vesilesiyle birkaç yeni blog keşfettim; bana da böyle gelenler vardı, mutlu oldum. Yazdıklarımın bazıları Ezgi'nin değinmemizi istediği konulara tam olarak cevap verebildi; fakat bazı günler cümleden çıkardığım anlamı biraz evirip çevirdim. Yani ne dışındaydım çemberin ne de içinde. Kendimce bir hareket belirledim, dolaştım durdum, müzikte.
**
Birer Paragraflık Günlük 28/28: Uzun zamandır yapmadığım ve özlediğim, topluluk önünde konuşma deneyimini yeniden yaşadım. Bu eylem kesinlikle yokluğunda eksik hissettiğim bazı duyguları fark ettiriyor. Dilerim yakın zamanda başka topluluklarla birlikte, yine böyle heyecanla yaşayacağım bir zamanım olur.
*
Ruhun tutkusu, yaşama sebebi olarak tanımlanır.


sana1soru: Üretkenliğini artırmak için benimsediğin bir yöntem var mı?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

27 Şubat 2019 Çarşamba

Ezgi'ye ve Kendime Meydan Okuma [21-27. Gün]


Senin için nasıl bilemiyorum, ama bana göre Dünya'nın dönme hızı bu ara epey arttı. 2019 belli ki değerli bir yıl olarak hatırımda kalacak. Beş paragraflı yazma biçimini bu kez bir kenara bırakarak, Ezgi'nin blog tarihimize armağan ettiği meydan okuma'nın 7 günü hakkında soru cevap usulüyle konuşmak istiyorum. Yani son güne yetişme yazısı. Hadi başlayalım.

21 Şubat 2019
Herhangi bir konuda eleştiri hazırlayabilirsin; telefon uygulaması, kitap, müzik ya da restoran. Ne istersen, sana kalmış.

Yazılarımın altında "Şarkı" diyerek sakladığım müzikleri hiç dinliyor musun? Orada birçok kez yer verdiğim, sesinin sıcaklığını sonbahar yapraklarının dansına veya nisan yağmurunun doyumsuz kokusuna benzettiğim bir müzisyenden/yorumcudan bahsedeyim: Deniz Tekin. Yaşı henüz çok genç, ama insan ruhuna nüfuz edebilen bir sesi var. Söz ve müziğini kendi yazdığı eserleri olduğu gibi, yeniden yorumladığı parçalar da bulunuyor. Örneğin Pinhâni'nin "Ne Güzel Güldün"ü onun sesinde yeniden doğuyor. Kendi şarkılarından "Bende Bir Problem Var" ile "Hep Oturup Bekledim" bir oturuşta birkaç kez dinlediklerimden. Başarılı. Keşfedilmeye değer.

22 Şubat 2019
İnanıyorum, bu yazı faydalı olacak; bildiğin şeyler hakkında ipucu verebilirsin. Ne bileyim mutfak ipuçları ya da fotoğraf ile ilgili ya da şu an hiç aklıma gelmeyen bir şeyle ilgili... İpuçları hayati değer taşırlar, içlerinde deneyim barındırırlar...

Sana, sert şekilde yaşayarak öğrendiğim bir gerçekten söz edeyim. Sorudan anladığım "hayatın pratik kapıları" tadında olmasa bile yine de bir "ipucu" olduğu için söylemek istiyorum... Önemli olan bir şeyi yapmış olmak değil; aslolan onu nasıl ve kiminle yaptığındır. Uzunca bir süre sonuç odaklı yaşadım ve birlikte olduğum insanları yeterince önemsemeden yaptıklarımızı biriktirdim, fotoğraflar sıraladım albümümde. Bugün o insanların neredeyse hiçbiriyle diyaloğum yok ve gri bir yalnızlık içindeyim. "Zararın neresinden dönülürse kârdır." derler, ben de öyle düşünüyorum. Artık önceliğim süreçler ve bunları birlikte geçirdiğim insanlarla önemsiyorum. Galiba birileri beni seviyor ve bunun için mutlu oluyorum. En önemlisi insandır; güzel fotoğraflar biriktireceğine güzelce sohbet edebilmek çok daha değerli.

23 Şubat 2019
"Neler Yapıyorum" yazısı hazırlıyoruz. Maddeler için benim bir yazıma bakabilirsiniz. Örnek yazı linki için...

Seviyorum: Sohbet eşliğinde ortaya çıkan her şeyi.
Yiyorum: Üçgenin peynir olmuş halini.
İçiyorum: Sesini duyduğum nehirin şişeye dolan kendini.
Hissediyorum: Hareket ettikçe yaşamın güzelliğini.
Yapıyorum: Başlayıp bıraktığım "tamir olma" planını.
Düşünüyorum: Sanallaşan dünyanın içindeki yaşanabilecek gerçekliği.
Hayalini Kuruyorum: Söyleşi verdiğim günlerin.
Okuyorum: Doğan Cüceloğlu'nun "Savaşçı" adlı kitabını.
İzliyorum: Entelektüel suçlu Raymound'ın hikâyesini, "The Blacklist"i.

24 Şubat 2019
Farklı şehirlerdeyiz ya da aynı yerde bile olsak herkesin önerisi kendine özel olur eminim. Bulunduğun şehir ile ilgili öneri listesi şahane olur bence. Bir günüm var, neler yapabilirim orada? Nerede leziz bir şeyler yiyebilirim, bir düşün bakalım.

Nerede yaşadığımı bilmiyorum ki. Penceresi olmayan bir kulübe burası. Bir ethernet kablosu yeterli. Soruyu kendime göre güncelliyorum: "Olağanüstü" bir gücüm olsa ve her istediğimi gerçekleştirebilsem bir günde Türkiye'de neler yapardım? İstanbul'da Galata Kulesi'ne çıkardım; şehrin fotoğraflarını çekerdim. Oradan Edirne'ye geçerdim ve Mimar Sinan'ın ustalık eseri Selimiye Camii'ni görürdüm. Zaman dar, hemen İzmir'e yol alırdım. Bergama'da tarihi kalıntılar arasında dolaşıp yaşamın uzunluğu içinde bir tek insanın ömrünün ne kadar da kısa olduğunu düşünerek şaşırırdım. Ankara'ya uzanırdım oradan. Anıtkabir'de Atatürk'ü ziyaret ederdim. İç Anadolu'ya gelmişken Eskişehir'e de uğrardım ve Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'ni gezerdim. Yeşilin bin bir tonuna, Karadeniz'e gitmeden olmaz. Samsun'da demirlemiş Bandırma Vapuru'nu görüp içimden teşekkür ederdim. Dört mevsim yağış alan şehirden yazın en güzel halini yaşatan Muğla'ya uçardım. Zeki Müren Müzesi'nde Sanat Güneş'inin eşsiz sesini dinlerdim. Sahil yolunu takip ederek Antalya'ya ulaşırdım Oyuncak Müzesi'nde çocukluğuma ışınlanırdım. Derken zaman makinesi bozulurdu, bilinen tarihin en eski yapısında bulurdum kendimi, Göbeklitepe'de, Şanlıurfa'da. Ama maalesef "olağanüstü" bir gücüm yok. Neyse ki saydığım her mekânı görebilecek kadar da yaşadım.

25 Şubat 2019
Alfabe oyunu gibi düşün. A'dan Z'ye sevdiğin şeyler listesi. A denince aklına ilk ne geldi mesela? Böyle tüm alfabeyi hazırla bakalım.

A- Aşk
B- Balık
C- Candan Erçetin
Ç- Çisil çisil yağan yağmur
D- Deniz
E- Ezgi (Komşum olan blogger)
F- Faydalı olmak
G- Güzellik
Ğ- :)
H- Hayat
I- Işık
İ- İlk kez yaşamak (Bir şeyi)
J- Jandarma (J ile başlayan kaç sözcük var ki? "Jelibon" mu deseydim ya da "Janset". Harfin sözcük dağarcığı zayıf; alakasız bir cevap verdim.)
K- Kitap
L- Lütfen (Bir sözcük olarak)
M- Mutluluk
N- Neşe
O- Orman
Ö- Özgürlük
P- Patlıcan közlemesi
R- Renk
S- Sevgi
Ş- Şenlik
T- Tatlı
U- Umut
Ü- Üzüm (İri taneli, az şekerli)
V- Vatka (Kültürel bir öge olarak sevebilirim ama sorudan bağımsız. V'de aklıma ilk gelen sözcük bu oldu, ilginç.)
Y- Yaşasın (Bir sözcük olarak)
Z- Zeytin ağacı.

26 Şubat 2019
Maddi veya manevi neye ihtiyacın var?

Öz güven dengesi, planlı yaşam, psikolojik sürdürebilme gücü.

27 Şubat 2019
Bazı günler enerjin düşük uyanırsın ya da bir şey olur modun düşer. Ne yaparsın da toplarsın? Var mı sihirli birkaç önerin?

Genellikle keyifli müziklerle ruhumu uyarmaya çalışırım. Mesela bu hafta içinde bir sabah Nil Karaibrahimgil'in "Hadi İnşallah" şarkısı bende bu işlevi gördü. Tabii filminin eğlenceli olması, şarkının verdiği hissi yükseltiyor. Büşra Pekin iyi oyuncu. Murat Boz da çok yönlü olduğunu bu filmde gösteriyor. Cezmi Baskın'a diyecek söz zaten yok!

Birer Paragraflık Günlük 27/28: Bu kış biraz ağır geçti. Beyaz örtü, delicesine yağmurlar, iliklerde hissedilen soğuk... Şubat bitmek üzere; bahar çiçekleri tek tük görünmeye başladı. Yeni bir gruba katıldım, birlikte güzel zaman geçireceğimize inanıyorum. Ellerimle üreteceğim bir sürece başlıyorum, bu aynı zamanda birlikte hareket etmenin de değerli bir örneği olacak. Süregelen bir meselenin sonuna yaklaşıyorum. Bir konuda uzmanlaşmaya niyetlendim, yüzeysel sevgim derinlemesine gelişeceğe benzer. Hayat benim için iyi gidiyor; paylaşırsan güzel dileğini, açarım kollarımı.


sana1soru: "Oyuncak" nedir?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu