16 Ekim 2019 Çarşamba

Mutluşka Ben Geldim


Az önce banyoda sıcacık suyun altında sözcüklerimi ararken, ilham perileri önce odayı aydınlatan lambaya, sonra da bana çarptı ve kendimi aylar sonra yeniden harflerin başında buldum. Bir baktım blogumun kapısındayım. Eşikte bir sözcük durmuş, beni bekliyordu: Mutluşka. İç içe geçen matruşka bebeklerden esinlenerek; mutluluğu dışarıda değil de içinde, ruhunun sonsuz derinliklerinde arayan insanları tanımlıyor. Yani yazanlardan, çizenlerden, resimleyenlerden, fotoğraf çekenlerden, dans edenlerden, taş yontanlardan; düşünerek ve hissederek üretenlerden söz ediyorum. Eh, blog mahallemiz de aşağı yukarı böyle bir yer. En azından benim sevdiğim kısmı.
****
Bir süredir buralarda oynamadım. Sevgili Ezgi'nin geçen şubat ayında yaptığı meydan okumayla son nefesimi verdim sanıyordum ama zamanı geldi ve Anka Kuşu gibi küllerimden doğuyorum. 627 gün önce Mutlu Anlar Koleksiyoncusu olduğumda "Kültür, sanat ve yaşam benim için hiçbir şekilde birbirinden ayrılamayacak üç ögeydi. Aklımdan geçen ve kalbimden yansıyanları seninle paylaşmak istediğim için bir blog açtım." demiştim. 116 yazıda kitaplardan filmlere, dergilerden öykülere, mim'lerden meydan okuma'lara, dizilerden denemelere geniş ve karışık bir konu yelpazesinde içerikler ürettim. Ama yapmayı arzu ettiğim şey böyle değildi. Evet, bütün bunlar ben'dim; ancak böyle algılanabilmek (hatta tahammül edilebilmek) böyle yaşamaya göre daha zordu. Bunlar üzerine düşündüm. Gün ve kayıt sayısını da baz alarak basit bir matematik işlemi yaptım ve bundan sonra daha derli toplu toplu şekilde, haftada iki yazıyla blogumda olmaya karar verdim. Burada zaten nicelik değerler için yokum, çok yazı=çok trafik gibi bir düşüncede değilim. Benim için önemli olan paylaşmak ve bunun da belli bir kalitede olmasına özen gösteriyorum. Haliyle zaman alıyor ve yazmaya yoğunlaşırken hem yazacak malzeme biriktirmede hem de gerçekten merak ettiğim diğer blogları okumada geri kalıyorum. Bundan böyle her çarşamba ve cumartesi akşamları 19.00'da yeni bir içerikle buradayım.
***
Çarşamba deneme günü. Konuda sınır tanımıyorum; ama duygu olarak blogda karamsarlığın olmamasına dikkat edeceğimi söyleyebilirim. Biçimsel bir değişiklik yok; önceden olduğu gibi orta uzunlukta, okuması bölünerek kolaylaştırılmış, son sözle tamamlanmış ve sorularla katılımlı olması amaçlanmış, şarkıların iliştirildiği yazılar olacak.
**
Cumartesi çaya, kahveye veya portakal suyuna eşlik edebilecek bir kültür-sanat köşesi hazırlayacağım. Okuduğum kitaplardan, dinlediğim müziklerden, izlediğim filmlerden, karıştırdığım dergilerden, gezindiğim bloglardan bahsedeceğim. Hiçbir şey uzun uzadıya değil de merak ettirecek veya kısaca bilgi verecek tatta olacak. 
Not: Çay, kahve veya portakal suyu harici bir şey içerken, hatta hiçbir şey içmezken bile okuyabilirsin 😊
*
İnsan çok kere doğabilir; yeter ki doğmaya gönlü olsun.


buseninsorunmutluşka: 
Bana herhangi bir şey önerir misin?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu

2 Mart 2019 Cumartesi

Ezgi'ye ve Kendime Meydan Okuma [28. Gün]


Evet, iki gün geriden gelerek meydan okuma sürecini tamamlıyorum. Gerçi bir haftalık kısmını da tek yazıyla hallettim ama şimdi eski defterleri açmaya gerek yok, öyle değil mi? Teşekkürler Ezgi. Onun sayesinde blog mahallemizde farklı bir deneyim yaşadık. Her ne kadar en kısa ay Şubat olsa da 28 gün beni zorladı. Kişisel olarak 21 günlük bir meydan okuma benim için daha tatlı olabilirdi. Bir daha buralara böyle bir şey bırakmak isteyen olursa diye şimdiden söylüyorum :)
****
Meydan okuma'nın son günü için bakalım Ezgi ne hakkında yazmamızı istemiş... "Bugün meydan okumanın son günü, neler oldu, koca bir ay nasıl geçti, meydan okuma nasıldı; merak ettim..." Ayın ilk günlerinde  Okuma Listesi'ndeki birçok blogger komşum bu meydan okuma'ya katıldı. Eskide kalan mahalle yaşantısını sanal da olsa hissettim. Hani birinin iyisi olur, kötüsü olur da tüm mahalle onun sevincini veya üzüntüsünü paylaşırdı ya, işte öyle, bir sokağa doluşuverdik, kapılarımızı açtık, birbirimizi misafir ettik; yemekler yapıldı, çaylar demlendi, kahveler pişirildi... Gitgide azalmakla birlikte bu heyecan, tıpkı sokakta oynayan çocukların şen kahkaları, koşuşturmaları, hatta "iyi ki var" dedirten gürültülerine benzer şekilde hanelerimize yansıdı. Katılmaktan mutlu olduğum bir meydan okuma'ydı.
***
Açıkçası diğer blogları ziyaret etme noktasında hayli geride kaldım. Haliyle pek etkileşim kuramadım; benim de misafirim az oldu. Ama gittiğimi kucakladım, geleni başımın üstüne koydum. Meydan okuma vesilesiyle birkaç yeni blog keşfettim; bana da böyle gelenler vardı, mutlu oldum. Yazdıklarımın bazıları Ezgi'nin değinmemizi istediği konulara tam olarak cevap verebildi; fakat bazı günler cümleden çıkardığım anlamı biraz evirip çevirdim. Yani ne dışındaydım çemberin ne de içinde. Kendimce bir hareket belirledim, dolaştım durdum, müzikte.
**
Birer Paragraflık Günlük 28/28: Uzun zamandır yapmadığım ve özlediğim, topluluk önünde konuşma deneyimini yeniden yaşadım. Bu eylem kesinlikle yokluğunda eksik hissettiğim bazı duyguları fark ettiriyor. Dilerim yakın zamanda başka topluluklarla birlikte, yine böyle heyecanla yaşayacağım bir zamanım olur.
*
Ruhun tutkusu, yaşama sebebi olarak tanımlanır.


sana1soru: Üretkenliğini artırmak için benimsediğin bir yöntem var mı?

Neşeli sevgilerle,
Mutlu Anlar Koleksiyoncusu